• ISSN: 1308-9412
  • 0(256) 214 48 21

Sayı 11

Sayı 11

  • Yayın Dönemi: 2013 - Aralık

Makaleler

  Ahmet Lütfi AKAR Mülakât:Mesut MEZKİT

 

Dünden Bugüne Türk Kızılayı ve 2023 Vizyonu

Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi AKAR ile yapılan bu mülakâtta Türk Kızılayı’nın geçmişten bugüne genel bir değerlendirilmesi yapıldı. Türk Kızılayı’nın vizyonu,misyonu ve gelecek projeksiyonlarına yönelik tespitlerle, üzerine aldığı sorumluluklarını ne oranda yeri-ne getirebildiğine temas edildi. Türk Kızılayı’nın Türk sivilleşmesinideki etkileri ile uluslara-rası organizasyonlardaki etkisi ve Kızılay-Kızılhaç karşılaştırılması yapıldı.Türkiye’de vukuu bulan deprem ve benzeri felaketlerdeki en kısa sürede en fazla hizmetin nasıl yapıldığına da-ir verilerin analizleri masaya yatırıldı. Türk Kızılayı’nın milletlerarası arenadaki tesiri ve kaç ülkeye yardım faaliyetlerinde bulunulduğu ifade edildi. Son yıllardaki; özellikle son beşyılda ivme kazanan olumlu gelişmelerin sebepleri tahlil edildi.Hususiyle kan toplamadaki başarının sırrına vurgu yapıldı.Türk Kızılayı’nın 2023 hedeflerinden bahsedildi.

  1 - 11

  Türk Kızılayı,Ahmet Lütfi AKAR,2023 Vizyonu, Deprem,Türk Kızılayı Kan Hizmetleri

 

  İndir

  İmran GÜR

 

Bilinç Zihniyet İlişkisi, Duvarları Yıkılmış Bir Bilinç Olarak Son İnsan Postmodern Özne ve Bir Sorgu Bilinci Örneği Kâtip Çelebi

Bilgi, her çağda insanın kendisi, evren ve tanrı hakkındaki yaygın bilme biçimlerinin tamamını karşıla-yan zihniyet ve onu bilme yetisiyle birleştirerek bir sonuca ulaştıran sorgu bilinci kavramlarıyla özdeş-leştirilmiş insanın en temel varlık alanlarından birisi olan bilme etkinliğinin sonucudur. Bilme etkinliği insanın bir bilinç, bir bilme kapasitesi ve bildikleriyle edip eyleyen varlık alanı oluşuyla ilgilidir. Adına zihniyet dediğimiz belirli bir çağın yaygın bilme biçimleriyle kişinin varlık alanı olarak mevcudiyetinin tanınması arasındaki ilişki insanı özgür, bilinçli bir sorgu bilinci ya da varlık olarak tanımlamanın en temel basamağıdır. Yaygın bilme biçimlerini bilmede onu olduğu gibi kabullenme bilgi karşısında insa-nın bilinçsizlik durumuna karşılık gelmektedir. Bilgiyle karşılaşmada sorgulamadan kabullenme eğilimi insanın bir bilinç olarak varlık alanını tehdit eden en önemli etkendir. İçinde bulunduğumuz çağ bilgi karşısındaki bu iki temel tutumun tarihsel süreçte karşı karşıya gelmesinden oluşmuş, bilgi ve bilinç arasındaki ilişkiyi anlamada önceki dönemlere göre geniş imkânlara sahip, düşünce, bilim ve kendisiyle ilgili bilmelerinde geçmişle karşılaşama onu yeni bir bakışla sorgulama bilinci görünümündedir. Çağın bilinci, bilginin önündeki coğrafi, etnik ve dinsel duvarların tarihsel süreçte yıkılması üzerine kurul-muştur. Sorgulama, özünde insanın bilinç durumu olan kendi bilme yetisini kullanmasını zorunlu kı-lan bir etkinlik olması dolayısıyla insanın kendi bilinç merkezini oluşturmada hayati öneme sahip bir etkinliktir. Bu anlamda zihniyetin biçim verdiği bilinç duvarını yıkanlardan biri ve bir sorgu bilinci olan Kâtip Çelebi’yi kavşak noktası olarak değerlendirmek onun bu duvarla ilişkisini eski duvarlar ve yeni duvarların yıkılışında bir sorgu bilinci örneği olarak değerlendirilmiştir. Tarihte ve bugün bilincin ve bilme biçimlerinin bilinç duvarıyla ilişkisi temel unsurlarıyla bu çerçevede sorgulanmaktadır.

  12 - 32

  bilinç, tarihsel bilme biçimleri, sorgu bilinci, postmodern özne, duvar

 

  İndir

  Rahim ER

 

Yüzük Sattıran Ruh Asâleti

Bu makalede, Başvekil Adnan Menderes’in hayatından bir kesit sunulacaktır. Başvekil’in yü-züğünün Adapazarlı bir kuyumcuya gidişinin hikayesi tarih silsilesi içinde izah edilecektir. Menderes ailesinin Osmanlı Hanedan üylerine nasıl baktığını; onları, Fransız askerlerinin bu-laşıklarını yıkamasından duyduğu vicdan azabını bir nebze olsun dindirmeye yönelik Tür-kiye’ye getirmek için Cumhurbaşkanı Celal BAYAR ile mücadelesine temas edilecektir. Baş-vekil Adnan Menderes’in Sultan Abdülhamid'in zevcesi Müşfika Hanım Sultan ile kızı Ayşe Sultan Osmanoğlu’nu nasıl himaye altına aldığı açıklanacaktır.Bununla alakalı olarak Başveki-lin yüzüğünün niçin sattığı izah edilecektir.

  33 - 38

  Adnan Menderes, Berrin M Menderes, Celal Bayar, Ayşe Sultan Osmanoğlu, Adapazarı, 27 Mayıs 1960, 17 Eylül 1961

 

  İndir

  Mustafa Güneş

 

Ali Dede (Pesendî)’Nin Şiirlerinde Dinî-Tasavvufî Unsurlar

1813 yılında Kütahya’da dünyaya gelen Ali Dede (Pesendî), tam yüz yıl yaşayarak 1913 yılında Kü-tahya’da vefat etti. Müderris Doğlarlı Osman Efendi Medresesi’nde öğrenim gördü. Ârifî tarafından kendisine, Farsça beğenilmiş, seçilmiş anlamına gelen Pesendî mahlası verildi. Bu makalede, Pesendî’nin bazı şiirleri, dinî ve tasavvufî açıdan değerlendirilmiştir.

  39 - 46

  Ali Dede, Pesendî, Din, Tasavvuf

 

  İndir

  Şeyma Gün EROĞLU

 

Yeni Bir Girişimcilik Olgusu Olarak Cemaat İçi Dayanışma

İş örgütleri, belirli mal ve hizmet üretmek için kurulurlar. İş örgütlerinin, planlama aşama-sından başlayarak, ürünlerin nihai tüketiciye ulaşıncaya kadar geçen her aşaması, birçok risk ve belirsizlik taşır. Küreselleşme süreciyle beraber, iş örgütlerinin taşıdığı risk ve belirsizlik-ler, çok daha fazla artmıştır. Genel olarak, belirli riskler ve çeşitli belirsizlikler taşıyan iş or-ganizasyonlarının oluşturulması etkinliklerine girişimcilik denilmektedir. Kolektif davranışların yoğun olduğu kültürlerde, çoğunlukla bireysel girişimcilik etkinlikleri kısıtlı kalmaktadır. Yeni dünya düzeninde ise kamu girişimciliğinde gerilemeler yaşanmak-tadır. Toplumsal rekabetin ve gücün artırılması için daha fazla girişimcilik faaliyetlerine ih-tiyaç olduğu açıktır. Bu bağlamda, Türk toplumsal yapısında bulunan bazı alt kültür olu-şumlarının girişimcilik kabiliyetlerinden yararlanmak mümkün gibi görünmektedir. “Ce-maat” denilen ve kendi içlerinde, son derece samimi bağlılık ve fedakârlık örnekleri sunan bu sosyal kesimler, son yıllarda başarılı iş örgütleri kurmuşlardır. Türk toplumunda, topye-kun bir girişimcilik ruhunun uyandırılması ve ülkede daha fazla iş örgütlerinin oluşturul-ması bakımından, bu alt kültür gruplarının dayanışmacı tavırlarının milli ekonomiye katılı-mı sağlanmalıdır.

  47 - 53

  Bireysel Girişimcilik, Kamu Girişimciliği, Cemaat Dayanışması, Toplumsal Girişimcilik Ve Gelişme

 

  İndir

  Mustafa GÜLMEZ Gülay ÖZALTIN TÜRKER

 

Türkiye’yi Ziyaret Eden Turistlerin Ağızdan Ağıza İletişim Eğilimleri

En eski iletişim biçimlerinden biri olan ağızdan ağıza iletişim (AAİ); tüketicilerin satın aldıkla-rı ürüne ilişkin olumlu ya da olumsuz deneyimlerini ve ürüne ilişkin bilgilerini çevreleri ile paylaşma eğilimleri olarak tanımlanmaktadır. Literatürde pozitif AAİ ve negatif AAİ’nin yanı sıra AAİ’nin içeriği ve sıklığının da satın alma karar sürecinde etkili olduğu ifade edilmekte-dir. Tüketicilerin ihtiyaçlarının ortaya çıkmasında, alternatiflerin belirlenmesinde, alternatifle-rin değerlendirilmesinde ve satın alma kararının verilmesinde AAİ’nin olumlu ya da olumsuz yönde etkisi bulunmaktadır. Bu çalışma Türkiye’ye tatile genel turistlerin seyahat işletmesi tercihlerinde AAİ’nin etkisinin ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu amaçla geliştirilen anket ülkemizi en çok ziyaret eden üç ülke grubu (Almanya, Rusya ve İngiltere) üzerinde uy-gulanmıştır. Çalışmada coğrafi sınırlama yoluna gidilmiş ve araştırma bölgesi olarak Muğla ili tercih edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre AAİ’nin turistlerin seyahat işletmesi tercihlerin-de etkisi bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca katılımcıların milliyetlerine ve cinsiyetleri-ne göre AAİ eğilimlerinde anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir.

  60 - 92

  Ağızdan Ağıza İletişim (AAİ), Seyahat İşletmesi Tercihi, Turizm

 

  İndir

  Mesut MEZKİT

 

II. Abdulhamid Han ve Siyonizm

Tarihte, özellikle Osmanlı tarihinde Sultan İkinci Abdulhamid Han kadar lehinde ve aleyhin-de fikir ileri sürülen padişah yoktur. Zira Abdulhamid Han 33 yıllık padişahlığı zamanında Osmanlı Devleti’nin ömrünü uzattığı gibi, beynelmilel emperyalizme set çekmiştir. Dünya si-yasetindeki denge politikası, şer güçleri birbirine düşürerek ; bu devletlerin kendi aralarındaki nüfuz çekişmelerinden faydalanarak ; Devlet-i Âliyye-i Osmaniye’yi tehlikelerden uzak tu-tup ; Türk ve İslâm dünyasının hamiliğini devam ettirebilmiştir. Biz burada bu siyasi denge politikasının neticesinde ve tarihin derinliklerinden gelen siyonist zihniyetin Abdulhamid Han karşısında nasıl hayal kırıklığına uğradığını ve aynı zamanda bir Türk Milliyetperverli-ğinin nasıl olması icab ettiğini gözler önüne serecek belge nitekliğindeki hatıratı iktibas edece-ğiz. Tabi olarak bu büyük Padişahın hal edilmesinde kimlerin rol oynadığını da aktaracağız.

  93 - 98

  Sultan İkinci Abdulhamid Han,Siyonizm,Osmanlı Devleti, Emperyalizm, Politik Siyonizm, Dr. Theodor Herzl

 

  İndir

  Muhammad Ömer Faruk

 

Einstein, Siyonizm ve İsrail: Doğrudan Bağlantı Kurma

Albert Einstein, İsrail Devleti’nin kurulmasına rehberlik eden Siyasi Siyonizm’i destekledi mi? Daha sonra, Siyonist İsrail Devleti’ni siyasi olarak ölümüne kadar savundu mu? Bu türden so-rulara verilecek popüler cevaplar kesinlik ifade etmeyebilir. Aslında, cevaplar alışılageldik bir ‘MİT’ , ya da en azından, bir yanlış algılama ve yorumlama yaratır.Öyleyse nedir? Aynı Einstein’dan mi söz ediyoruz? O, 1929’da kendisini “keskin bir Siyonist fikri müdafii” olarak kabul etmedi mi? Bir toplantıda hitap ederken, şöyle başlamamış mıydı konuşmasına: “ 10 yıl önce, ilk kez, Siyonist gaye adına size hitap etme hazzını tadarken…”? 1938’de Einstein değil miydi “Siyonizm’e borcumuz” adlı bir konuşma yapan? Tüm bu suallere cevaplar,”evet”tir. O halde, bu, nasıl bir mit ya da yanlış anlama olabilir? Şu halde, bu bir deneme mevzuudur. Tek ricam; vicdan sahibi ve soruşturmacı akıllar, bu denemeyi tam olarak tetkik edinceye kadar hükme varmasınlar. Bu denemenin konusu önemlidir ve sırf tarihi gerçeklikle değil; aynı zamanda, asli önemi haiz mantık ile alakalıdır. Einstein’ın bir bilim adamı olarak büyüklüğü ve etkisi herkesçe çok iyi bilinir. Bununla birlikte, bir insanoğlu ve filozof olarak zamanımızın bir çok önemli meselele-rine görüş ve katkıları hala araştırmaya ve üzerinde etraflıca düşünmeye değer. Bu mevzuu-nun, halihazırda devam eden Ortadoğu çatışması ile alakalı başka bir özel tarafı vardır. Geç-mişte vuku bulmuş şeylerin ötesine bakmayı arzu etsek bile, Yahudi ve Yahudi olmayan, Arap ve Arap olmayan, Müslüman ve Müslüman olmayan, Batılı ya da Doğulu bizler, bu bü-yük Hümanist ve, onun kendi sözüyle, “ hakikat ve adalet” in bir hizmetkarı’nın öngörü, viz-yon ve değerlerinden faydalanabiliriz.

  99 - 131

  Albert Einstein, İsrail Devleti, Siyasi Siyonizm, Yahudi, Siyonist İsrail Devleti

 

  İndir