• ISSN: 1308-9412
  • 0(256) 214 48 21

Sayı 19

Sayı 19

  • Yayın Dönemi: 2017 - Temmuz - Aralık

Makaleler

  Mesut MEZKİT

 

SİYONİST-HAÇLI İTTİFAKININ GÖÇMEN SORUNUNA KÖR BAKIŞI VE ENSAR ÜLKE: TÜRKİYE

Göçmen meselesi, ülkemizin ve dünyanın en büyük sorunudur. Türkiye, göçmenlerin geçiş konumunda

ya da ikamet ettikleri ülke olmasından dolayı maddi ve manevi çok fedakarlık da bulunmuştur.

Özellikle göçmenlere misafir gibi tavır göstermesi çok mühimdir. Türkiye göçmen barındırmada da

göçmenlere yardım etmede de dünyada birinci sıradadır. Ancak Batı dünyası, daha doğrusu Yahudi-

Hıristiyan Haçlı ittifakı göçmen meselesini görmezden gelmektedir. Bu makalede Türkiye ve Batı ‘nın

göçmen konusuna yaklaşımı ele alınacaktır

  13 - 18

  ensar, muhacir, Yahudi-Haçlı İttifakı, Göçmen, Göçmenllik,Türkiye,

 

  Buse KESKİN

 

SURİYELİ GÖÇMEN SORUNUNA GENEL BAKIŞ

Suriye iç savaşı insanlık tarihinin tanık olduğu en büyük zorunlu iç ve dış göçe neden

olmuştur. Suriye’de ki dış göçten en büyük payı ülkeler arasında Türkiye almıştır. Resmi rakamlara

göre Türkiye’deki mülteci sayısı 3 milyonun üzerindedir. Göçmen nüfusunun bu kadar kısa bir sürede

ve böylesine büyük artış ile büyük ekonomik ve sosyal sonuçlar doğurması kuşkusuzdur. Ayrıca,

Türkiye’nin bütün şehirlerinin mülteci dağılımından eşit pay almamaları, yoğun mülteci göçleri ile yüz

yüze kalan Suriye’ye yakın şehirlerde ekonomik ve sosyal sonuçların çok daha büyük boyutlara

ulaşması anlamına gelmektedir.

Suriyelilerin durumuna dikkat çekme ve bütün zorluklara rağmen Hükümetin milyonlarca

göçmene misafirlik yapmasının doğurduğu sorunlarına çözüm bulmalarına ve uluslararası arenada

çabalarına destek vermektir. Bütün dünyanın bir insanlık sınavı verdiği Suriye savaşı ikiyüzlülükleri

de ortaya koymuş durumda. Yüzyılın göç dalgasında komik rakamlar ile göç alan, göçmenler için sınıra

duvar ören, dinini değiştirme şartıyla göçmen kabul eden, Avrupa’nın göbeğinde düzensiz ve insani

şartlardan yoksun kamplar kuran batı Yaklaşık 3 milyon Suriyeli göçmeni misafir eden Türkiye’yi

bu konuda yalnız bırakmıştır.

Bu sınavda sınıfta kalan batı kendi ikiyüzlülüğünü örtmek için Türkiye’yi belirli alanlarda

eleştirerek odak noktasını değiştirmeye çalışmaktadır. Bu çalışma ile Türkiye’nin gösterdiği

olağanüstü çabaya değinerek batının insani değerler noktasında nasıl üç maymunu oynadığını ele

almaya çalışacağız.

  19 - 50

 

  Mustafa ŞAHİN

 

TOPLU GÖÇ ALAN ÜLKELERDE GÖÇMENLERİN EKONOMİK VE SOSYAL HAYATA KATKILARINI ARTIRACAK GÖÇMEN ŞEHİRLERİ PROJESİ

Göç, bir kişinin veya bir gurup insanın uluslararası bir sınırı geçerek veya bir ülke sınırları içerisinde

bir yerden başka bir yere gitmesidir. Göç, insanlığın yaratılmasından günümüze kadar her çağda

yaşanmış ve insanları birçok faktörlerle etkilemiş sosyal bir olgudur. (Bayraktar, 2014)

İnsan göçleri, tarih boyunca çok farklı çalışmalara konu edilmiş, devlet politikası ve siyasi

iktidarlar açısından, akademisyenler açısından çözüm arayışlarına gidilmiştir. Ancak etkin bir çözüm

bulunamamıştır. En ilkel zamanlardan modern zamanlara kadar aslında göç sebeplerideğişmemiştir.

Mülteci akımlarının en önemli sebepleri iç çatışma ve baskıcı rejimlerdir.

  51 - 84

 

  Neslihan TOPÇU

 

MÜLTECİ SORUNUNA GENEL BAKIŞ

Günümüzün en önemli sorunlarının başında mülteci sorunu gelmektedir. Son yıllarda ise etkisi daha da artmıştır. Mültecilik hukuksal bir tanım olarak, 60 yıldır var olsa da göçmenliğin ve sığınmacılığın tarihi iktidarın tarihiyle paralel bir seyir izlemiştir.(Yüksel,2013) Yabancı topraklardan baskı ve zulüm sebebiyle kaçan insanların korunması, insanlık tarihi kadar eski bir olaydır.(Palabıyık ve Koç,2011:325) Ama gelişen çağın etkileriyle birlikte, mültecilik bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp, küresel bir boyut kazanmıştır

  85 - 118

 

  Sema KÜNBETLİ

 

GÜVENLİ BÖLGE POLİTİKASI CERABLUS TECRUBESİ

Suriye’de Mart 2011’de başlayan ve devam etmekte olan kriz, 500.000’den fazla insanın öldüğü

bunların 70.000 çocukların ölümü ile sonuçlanmış milyonlarca insanın yaşadığı yeri terk etmesine neden

olmuştur. Çevre ülkelere göç eden 7 milyonu aşkın insan ve ülke içerisinde evlerini terk ederek

güvenli bölgelere sığınanlarla birlikte toplamda 14 milyondan fazla Suriyeli krizden doğrudan etkilenmiştir.

%75’inden fazlasını çocuk ve kadınların oluşturduğu mültecilerin büyük çoğunluğu kamplar

dışında zor koşullar altında yaşamlarını sürdürmektedir. Krizin başladığı andan itibaren uluslararası

kamuoyunun nasıl tavır takınacağı sürekli tartışıldı. Suriye’ye müdahale söz konusu tartışılırken BM

güvenlik konseyinin daimi ülkelerinden Rusya ve Çin’in karşı çıkması ile düğümlenen sorun içinden

çıkılamaz bir hal almaya başladı. Artık başka yollar aranmalıydı. Bu yazımızda uluslararası kamuoyunun

nasıl politikalar geliştirdiği ve ne sonuçlar doğurduğunu anlatacağız.

  119 - 143

 

  Elif DURSUN Selin Sümeyra DEMİR

 

SURİYELİ MÜLTECİLERİN İŞGÜCÜ PİYASASINA ETKİSİ

Bu çalışmanın amacı Suriyeli mülteci sorununun işgücü piyasasına etkisini ele alarak gündemin

de en yoğun içeriğiyle tüm okuyuculara ışık tutmaktır. Göçlerin en acıklı olanı, şüphesiz mülteci göçleridir.

Dünyada her yıl milyonlarca insan doğup büyüdüğü topraklarını terk ederek başka bir ülkeye

sığınmak zorunda kalmaktadır.

Mültecilerin bu göçlere kalkışma girişiminde yatan temel gerçeklerin içinde çeşitli ekonomik ve

toplumsal olaylar yatmaktadır. Bu bağlamda Suriyeli mültecilerin yaşama tutunma imkânı sağladıkları

şehirlerin işgücü piyasasına etkilerinin tespiti yerinde olacaktır.

Çalışmada istihdam ve kentsel işgücüne aynı zamanda işçi sınıfına etkileri incelenecek olup konuya

ilişkin Aydın’ daki işgücü piyasalarına yönelik etkisi anket uygulaması ile incelenerek çalışmanın

amacına ulaşılması hedeflenmiştir

  145 - 166

  Göç, Mülteci, Suriyeli Mülteciler, Sığınmacı, Çalışma Yaşamı

 

  Deniz OCAK

 

KARANLIĞIN UMUDU

Hüzündü. Kırıktım. En çok da kırgın. Ufacık bir çocuktum ben o yıllarda,ruhundan neşe akan gökkuşağı

misaliydim. Beyaz kanatlanırdı umudumda.Çocuk aklımla hep güzel şeyler düşünüp, hayal ederdim

tüm hayatlar ve ülkem adına. Bir gün okula gitmek üzere giyinip hazırlandığımda çok yüksek bir

ses ile evimiz sallandı.Deprem sandım öncebilmiyordum çünkü savaşın ne olduğunu. Çocukken oynadığımız

oyunlarda aldığım yaradan akan kandan ibaretti benim gördüğüm.Sesin bitmesini bekledim

öylece, bitmedi. Bir sürü asker gördük sonra insanlar gördük oradan oraya kaçan. Bizim çocukken oynadığımız

kovalamaca oyunu gibi masum değildi bu kaçış, bu kovalayış.Gördüğünü vuruyordu asker,

yere yığılan insanlardan kan akıyor, cansız bedenlerinden süzülüyordu adeta.Günler günleri kovaladı

ve bitmedi o zaman çok idrakinde olamadığım, şimdi ise adına ‚vahşet‛ dediğim durum.Evden

çıkamıyorduk, gülmüyordu yüzlerimiz oysa biz öyle mutluydukki.

  167 - 195

 

  Büşra ERYILMAZ

 

UMUDUN RENGİ MAVİ

Benim adım Zelda, bu benim hikayemin özeti. Henüz 6 yaşındayım ve bugün benim doğum

günüm. Artık bunların bir önemi yok. Burada doğum günü kutlanmazmış, annem öyle söyledi. Boyun

büktüm ama itiraz edemedim çünkü haklıydı burası bizim evimiz değildi. Hangi evin içi kötüdür ya da

yerlerinde çamur vardır, hangi evin içinde sadece bir yatak ve bir battaniye vardır? Burası bir çadır ve

bizim evimiz değil. Hala anlayamıyorum burası neresi, biz neredeyiz, neden evimizi bırakmak zorunda

kaldık, buraya neden geldik hiçbirini anlayamıyorum. Annem sadece göçmek zorunda olduğumuzu

yerimizi, vatanımızı, toprağımızı, benliğimizi bırakmak zorunda kalacağımızı ve artık bu çadırda bir

süre yaşamamız gerektiğini söyledi

  196 - 230

 

  Çağrı ÇARDAKLI

 

YERYÜZÜNDE BİR GÖÇMENİN YERİ

Güneş ışığında uyuyamam ben. O sabah yine uykum güneşin ilk ışıklarıyla bozuldu. Kalkıp

yüzümü yıkadım. Süveyda’nın bana hediye ettiği o küçük aynada kendimi gördüm. Otuz yıllık zamanın

nasılda çabuk geçtiğini o sabah anladım. Hiçbir şey artık eskisi gibi değildi, her şey değişmişti.

İnsan birkaç saatlik uykusundan uyanınca bile hayatında bir şeylerin değiştiğini farkeder. Bana göre

mekanı değiştiren zamandır. Zaman değişir ve gelişirse, mekanda buna bağlı olarak değişir. Aynaya

bakıp bunları düşünürken aklıma Süveyda geldi. Otuz yıl önce mesleğimin ilk yıllarının verdiği heyecanla

eşimle taşındığım Kadıköy ‘de bir mahalleye Suriye’den göç eden işçi göçmen bir aile vardı.

Sayıları giderek artan göçmenlerin düzensiz yaşamları ve düzensiz işleri vardı. Bu düzensizlik ülkedeki

yerli işçi kesimi de giderek tehlike altında bırakıyor, ülkemizi ekonomik krize sürüklüyordu. Üç

çocuklu bu genç çekirdek aileden benim öğretmenlik yaptığım okula gelen Süveyda adında on dört

yaşında bir kızları vardı. Maddi durumlarının kötü olmasının yanı sıra geldikleri bu ülkenin dilini

bilmemeleri ve bazı insanların onların üzerindeki psikolojik etkileri altında çökmüş bir ailenin en büyük

çocuğuydu. Üç ay gibi kısa bir sürede Türkçeyi çok güzel konuşabildi. Benim gözümde okuyup

bu güzel ülkede iyi yerlere gelip ailesine bakacaktı. Bana göre onun geleceği parlaktı.

  231 - 248

 

  Melek ZEREN

 

BİLİNMEYEN DİYARLARIN UMUT IŞIKLARI

Siz her gece ölmeyi istediniz mi? Ben istiyorum her gece< Her sabah kin kusan silah sesleriyle

uyandırılmaktan yoruldum. Her gün ölüm korkusuyla yaşamaktan bıktım. Siz açlıktan hiç kardeşinizi

kaybettiniz mi? Ben dün gece yedi aylık kardeşimi kaybettim. Annem, cennette yemek olduğunu söylüyordu.

Eflın şimdi yemek yiyor, karnını doyurduğunu söylüyor annem. Küçücük beden dayanamadı

bu açlığa, haksızlığa ve savaşa< Peki ya yedi yaşında olan benim bedenim ne kadar dayanabilir bu

açlığa ...

  249 - 266

 

  İpek YÜCE

 

VİCDANIN SESİ

Adını bilmediğim bir denizin kıyısında buldular cesedimi. Üç yaşındaydım daha. Sizin için ufacık

bir süre belki; ama benim hayatım. Ben daha gözlerimi açalı üç sene oldu dünyaya. Üç sene önce

gördüm ilk defa annemle babamı, üç sene önce ilk defa çektim nefesimi içime. Ve şimdi o üç senenin

sonunda, adını bilmediğim bir deniz kıyısında, yüz üstü uzanmış yatıyorum. Kalbim durdu, nefesim

tükendi. Gözlerim karardı önce, sonra ses kesildi kulaklarımdan. Üç yaşındaki çocuk yüzme bilmez

ki... Üç yaşındaki çocuk bilmez ki savaş nedir...

  267 - 284

 

  Hicabi ARSLAN Mustafa ASLAN Aynur ÖRNEK

 

OLAĞANÜSTÜ DÖNEMLERDE DEMOKRATİK YAŞAM

Olağanüstü dönemlerde siyasi hayat kesintiye uğramakta, temel hak ve hürriyetlerin

kullanılması ve korunmasında çok büyük sorunlar yaşanabilmektedir.27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart

1971 muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 post-modern darbesi, 27 Nisan 2007 e-muhtırası ve

son olarak da 15 Temmuz 2016 tarihindeki kalkışma olmak üzere toplam 6 defa demokrasi askıya

alınmış veya alınmaya çalışılmıştır. 1960 ihtilali ile başlayan ve 15 Temmuz 2016 kalkışması dahil

gerçekleşen tüm bu eylemlerde, anayasa ve hukuk ihlal edilmiş, yaşanan hukuksuzluk ve

mağduriyetler ulusumuza pahalıya mâl olmuştur. Bu çalışmada 15 Temmuz 2016 sonrası 4 aylık süreci

kapsayan (16 Temmuz 2016-16 Kasım 2016) tarih aralığında ulusal yayın yapan 4 gazetenin (Hürriyet-

Milliyet-Sabah-Cumhuriyet) bu alana yönelik haberleri derlenip, sınıflandırılarak ‚olağanüstü dönemlerdeki

hak ve hukuk ihlalleri yanında bunları önlemeye yönelik düzenlemeleri de içeren haberlerin‛

analizi yapılmış ve siyasi, idari ve sosyal yaşama etkisi tartışılmıştır.

  285 - 297

  Olağanüstü dönem, siyaset, hukuk, temel hak, haber.

 

  Kemal Ramazan HAYKIRAN

 

Şeyh Bedreddin ve İsyanı Üzerine Bazı Düşünceler II MÜRİDİN FENDİ: BÖRKLÜCE MUSTAFA VE ŞEYH BEDREDDİN

Osmanlı tarihinin en çok konuşulan olayları arasında yer alan Şeyh Bedreddin isyanı, hala üzerindeki

pek çok belirsizliği korumaktadır. Özellikle yakın zamanlarında Şeyh Bedreddin’in hak etmediği

siyasi bir pozisyona büründürülerek ideolojik bir argüman haline getirilmesi de başlı başına bir

sorun olarak araştırmacıların karşısında durmaktadır. Çalışmanın konusunu isyanda en az Şeyh Bedreddin

kadar adı geçen ve tartışılan Börklüce Mustafa’nın süreci ve Şeyh Bedreddin ile olan ilişkisi

oluşturmaktadır.

  299 - 308

  Şeyh Bedreddin, Börklüce Mustafa, Çelebi Mehmed, Aydın ili.

 

  Ali BİLGENOĞLU

 

HASAN EL-BENNA VE MÜSLÜMAN KARDEŞLER’İN VATAN VE MİLLİYETÇİLİK KAVRAMLARINA BAKIŞI

20. yüzyılın ilk çeyreğinde Ortadoğu coğrafyasının gerek geride bıraktığı sömürge geçmişini

içeren tarihsel arka plan gerekse aynı süreçte Batılı egemenliğinden bağımsızlığa ulaşma gayretleri

birlikte düşünüldüğünde bölgenin modern zamanların en önemli kırılmalarından birisini yaşadığı bir

hakikattir. Bu sürecin yansımalarının en somut bir biçimde yaşandığı ülkelerin başında gelen

Mısır’daki İngiliz egemenliğine karşı ülkenin kendine özgü siyasi ve sosyal koşulları kendi içerisinden

toplumsal muhalefet oluşumları üretmiştir. Bunların en başında gelen Müslüman Kardeşler Hareketi

ilerleyen süreç içerisinde sadece Mısır’ın değil tüm Ortadoğu coğrafyasının önde gelen siyasi ve

toplumsal hareketlerinden bir tanesi olmuştur. Bu çalışmada Müslüman Kardeşler Hareketi’nin

kuruluş sürecine kurucu lideri Hasan el-Benna üzerinden bakılacak, daha sonra ise Hasan el-Benna’nın

vatan ve milliyetçilik gibi iki önemli kavrama olan yaklaşım ve analizleri kendi risaleleri üzerinden

değerlendirilmeye çalışılacaktır.

  309 - 322

  Müslüman Kardeşler, İhvanı Müslimin, Hasan el-Benna, Milliyetçilik, İslam Birliği

 

  Ayşe Işıl GEL İsmail TAŞLI

 

ORTAOKUL SOSYAL BİLGİLER DERSİ COĞRAFYA ÜNİTELERİNDE ÖĞRENCİLE RİN ÖĞRENME YÖNTEM TERCİHLERİ

İlköğretim Sosyal Bilgiler dersinde coğrafya alanını doğrudan veya dolaylı ilgilendiren üniteler

vardır. Bu üniteler içinde geçen kavramlar genellikle giriş ve ezber düzeyinde kaldığında coğrafi algı

sorunları ortaya çıkmaktadır.

Bu bağlamda öğrencilerin bu derse ait kazanımlara nasıl ulaştıklarının bilinmesine ihtiyaç vardır. 2014-

2015 Eğitim- öğretim yılında Manisa il merkezi ortaokullarında bir araştırma yapılmıştır. Araştırmaya

bu dersi okuyan 5-6 ve 7. Sınıf öğrencilerinden seçilen denekler dâhil edilmiştir.

Oransız küme örnekleme yöntemine göre seçilmiş 90 öğrenciye ‚Coğrafya konularını hangi

yöntemle öğreniyorsunuz?‛ ve ‚Bu yöntemi nasıl belirlediniz?‛ sorularını içeren bir form verilmiştir.

Nitel araştırma yöntemlerinden olgu bilim modeli kullanılan araştırmada elde edilen sonuçlar, yüzde

(%) ve frekans (f) ile ifade edilmiştir.

Araştırmaya 90 öğrenci dâhil edilmiş olup Ortaokul sosyal bilgiler dersinin okunduğu 5,6 ve 7.

Sınıf öğrencilerinden örneklem evrenden basit tesadüfi, oransız küme örnekleme yöntemi ile belirlenmiş

ve her sınıf düzeyinden 30 öğrenci araştırmaya dâhil edilmiştir.

Araştırma kapsamında öğrencilere tercih ettikleri öğrenme yöntemi, ezberleme durumları, yöntemi

belirlemede neyin etkili olduğu sorularına cevap vermeleri istenmiştir.

Araştırmaya katılan öğrencilerin %55,5’inin çeşitli yollarla coğrafyanın mantığını kavramaya çalıştığı,

%38,8’inin ise coğrafyanın mantığını kavramanın yanında ezberleme yoluna gittiklerini belirtmektedirler.

Burada öğrenmenin bireysel bir eylem olduğu gerçeğini yansıtan bir diğer dikkate değer

bulgu öğrencilerin % 81,1 nin kazanımlara ulaşırken öğrenme yöntemleri açısından kendi tercihlerinin

ön plana çıkmış olmasıdır.

  323 - 335

  Coğrafya Öğretimi, Coğrafya Algısı, Ezberci Öğretim.

 

  Ahmet ÜNLÜ Mehmet E. GÜNDOĞMUŞ

 

1980 SONRASINDA YÖNETİME MÜDAHALE GİRİŞİMLERİNİN DOLAR VE BORSA ÜZERİNE ETKİLERİ

Özellikle makro iktisat literatüründe, bir ülkenin ekonomisi yalnız pür ekonomik faktörlerle

analiz etmek yetersizdir. Çünkü iktisadi olaylar son derece karmaşık olması yanında farklı sosyal ve

politik bir arka plana da sahiptirler. Ana akım iktisadi analizler -bu karmaşıklığı gidermek için- iktisadi

olay ve davranışları etkilemesi olası birçok unsurdan, sadece önemli ve doğrudan etkileyenlerini dikkate

alır. Ancak iktisadi analizlerde, ekonomi dışı veya ilişkisiz gibi görünen bazı unsurların da ekonomiler

üzerinde çok ciddi etkileri olduğu gözlenmektedir. Dolayısıyla bir ülke ekonomisi, siyasal, yargısal

ve askeri kurumların ülke yönetimine ilişkin açıklama veya kararlarından hatta devlet üst kurumları

arasındaki çatışmalardan ve terör gibi insanlık dışı eylemlerden etkilendiği açıktır. Özellikle Türkiye

ekonomisinin yakın dönem gelişiminde, ekonomi politikalarından ziyade söz konusu kararlar, üst kurumlar

arası uyum sorunları ve terör eylemleri önemli etkileyici ve belirleyici olmuştur. Ekonominin

sağlıklı analiz edilmesi için bu unsurları birer değişken olarak göz önünde bulundurmak gerekir.

Bu bildiride BİST (İMKB, Borsa İstanbul)’in kuruluşundan sonraki dönemde teşebbüs edilen veya gerçekleştirilen,

askeri darbe ve muhtıra dönemlerinin Türkiye ekonomisine etkileri, zaman serisi teknikleriyle

incelenecektir. Bu amaçla 1985-2017 dönemi Borsa İstanbul verileri ile döviz fiyatları gibi yüksek

periyodlu veriler kullanılarak, darbe veya muhtıra dönemlerinin ekonomi üzerinde oluşturduğu türbülanslar

istatistiki ve ekonometrik yöntemlerle analiz edilecektir.

  337 - 350

  Askeri Müdahale ve Muhtıra, Makro Ekonomi, Ekonometri, 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü, Türkiye.