• ISSN: 1308-9412 * e-ISSN: 2757-7120
  • 0(256) 214 48 21

Sayı 26

Sayı 26

  • Yayın Dönemi: 2021 - Bahar-Yaz
  • Cilt: 13

Makaleler

  Mesut MEZKİT

 

Editörden

Uluslararası Akademik Fikir Araştırma Dergisi olarak 25. sayıdan itibaren DergiPark’ta olmanın heyecanı ile yeni bir hamlenin içindeyiz. Daha evvel biraz mesafeli durduğumuz bir yere bağlı olmanın Yeni Fikir Dergisi’nin çıkış amacına set çeker mi endişesinden sıyırılarak akademik camianın tam merkezinden; asıl eksenimizden taviz vermeden DergiPark’ta yola devam etme kararı aldık. Bu anlamda yeniden yapılandırdığımız Editör Kurulu’ndaki hocalarımıza katkılarından dolayı şükranlarımızı arz ediyoruz. Biz inanıyoruz ki, böylesine ciddi, hakemli akademik bir derginin varlığı ve sürdürülebilirliği nitelikli bir yazı ve editör kurulu ile mümkündür. Yani kaliteli, vasıflı ve en önemlisi heyecanlı bir kadro ile ancak neticeye ulaşabiliriz. Bunu başardığımızı da ifade edebiliriz. 26. sayıdan itibaren indeks çeşitliğini artıracağız inşallah.

Daha önce de ifade etiğimiz gibi (11.sayı), akademik ve fikrî bir araştırma dergisinin desteksiz yaşayabilmesi, birilerine bel bağlamadan hayatını sürdürebilmesi, elbette takdire şâyân bir hadisedir. 26 Nisan 2009 tarihinden bu tarafa geçen 14 yıllık sürede 26. sayıyı çıkarabilmek; fizikî mücadelenin yanında fikrî bir varlığın olduğuna da işarettir. Bu dergiyi çıkarmadaki esas gayemiz, Türk fikri hayatına bazı “şey”leri kazandırabilmekti. Bunun için çalıştık; çabaladık, gayret etik. Neticede fasılasız bir düşünce dergisinin nüvelerinden olmanın haklı sevincini yaşamak elbette önemlidir. Ancak, bu tür dergilerin devamlılığında, okurların ve yazarların müspet veya menfi eleştirilerin etkisi inkâr edilemez. Bunları dikkate alarak devam eden yolculuğumuz, bütün imkânsızlıklara rağmen geleceğe matuf fikrî yatırımlarımız kesintisiz sürecektir. Dergimizde yayımlanan bazı makalelerin Türkiye’nin gelecek inşasında önemli kilometre taşları olacağı da hakikattir. Bizim çıkış noktamız ve amacımız olan yerelliğiyle cihanşümul(global) bir fikrî hareketin öncülüğünü yapmak; gelecek nesillere kaynak gösterilmesi adına çabaladığımız dergimizin taşra denebilecek Aydın gibi bir yerde yayın hayatını sürdürmesi; ciddi bir fedakarlığın varlığını gösterir.

Bu sayımızda da birbirinden değerli araştırma ve akademik makalelerimiz mevcut. Ancak derginin zamanında çıkması gerekmektedir. Bu sebeple dergiye gönderilen bazı makaleler 27. sayıda yayımlanacaktır. Gerek hakem süreci gerekse tekrar gözden geçirilmesi talebiyle yazarlara geri gönderilen makalelerin zamanında dönmemesi yayın safahatını etkilemektedir.

26.sayımıza yayınlanması için çalışmalarını gönderen değerli yazarlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu değerli çalışmaların siz değerli okuyucularımıza faydalı olacağını ümid ediyoruz.
27. sayımızda buluşmak üzere Allah’a emanet olunuz.

  xiv - xiv

 

  İndir

  Filiz ÇOLAK; Banu YÜCEL

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin İlk İktisat Bakanı Hasan Saka ve TBMM’deki Faaliyetleri (1923-1926)

Öz

Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Büyük Millet Meclisi’nin 23 Nisan 1920’de başlayan ilk dönemi birbirinden zorlu askeri ve siyasi olaylarla geçmiştir. Vatan topraklarının savunulması temelinde, dünya görüşü ve beklentileri birbirinden çok farklı mebusların özverili ve bir o kadar da çekişmeli geçen 3 yılın sonunda Meclisin yenilenmesi kararı, 1 Nisan 1923’te Esat (İleri) Efendi ve 120 arkadaşının verdiği önergenin kabulü ile alınmıştır. Seçimler sonrasında II.Meclis 11 Ağustos 1923’te açılmıştır. 2 Ağustos 1927’ye kadar faaliyet gösterecek bu Meclis, barışı sağlayan, Cumhuriyeti ilan eden, Türk devrimlerinin başlıcalarını hayata geçirerek savaşın yaralarını sarmaya çalışan önemli bir dönem olmuştur.

II.TBMM döneminin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarının en önemli çalışma konularından birisi iktisadi konulardır. Bu nedenle de geçmişten gelen iktisadi sorunların çözümlenmesi ve yeni bir devleti inşa etmenin zorluklarının bilincinde olan Mecliste kurulan hükümetler içerisinde İktisat Vekâleti her zaman önemli bir yere sahip olmuştur. İktisadi konulardaki bilgi ve deneyimi ile I.Meclis’te de bakanlık görevinde bulunan Hasan Saka, yeni dönemde de II.TBMM’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk İktisat Bakanı olarak yer almıştır. Trabzon milletvekili olarak uzun soluklu devam eden siyasi hayatında birçok kez bakanlık görevinde bulunan Saka, 1947-1949 arasında Başbakan olarak da görev yapmıştır.

Çalışmanın içeriğini, Hasan Saka’nın II. TBMM’de Fethi (Okyar) Bey kabinesinin V. İcra Vekilleri Heyeti’nde Mahmut Esat Bey’in istifasından sonra İktisat Vekilliğine getirilmesinden, İsmet İnönü Hükümetlerinde devam eden İktisat Vekilliği dönemindeki faaliyetleri oluşturmaktadır.

  01 - 17

  Anahtar Kelimeler: Hasan Saka, İktisat, II. TBMM, Parlamento

 

  İndir

  Burak YILDIRIM

 

Seramik Malzemenin Kullanım Alanları ve Ülkemizde “Seramik Üniversitesi” Kurulması Önerisi

Öz

Bu araştırmada; seramik malzemenin kullanım alanları üzerinde durularak, ülkemizdeki farklı üniversitelerde seramik malzeme ile ilişkili çeşitli alanlarda eğitim verilen sanatsal, bilimsel, teknolojik birçok bölümün ve günümüzde henüz branşlaşmamış olan ilgili bölümlerin alt dallarının bölümleştirilmesinin/branşlaştırılmasının, “Seramik Üniversitesi” adlı tek çatı altında toplanmasının gerekliliğine, bunun ülkemize sunacağı sanatsal, bilimsel, teknolojik katkılara yer verilecektir. Tarih öncesi çağlardan beri insanoğlunun ilk uğraşları arasında yer alan seramik malzeme; ilerleyen uzun yıllar ve gelişen teknoloji ile birlikte, işlevsel/dinsel/dekoratif/sanatsal anlamda üretilen seramik/çini/cam eserlerin yanı sıra tuğla-kiremit-pencere camı-duvar/yer karoları-vitrifiye vb. mimari yapı/inşaat gereçleri, sofra-mutfak eşyaları, diş-kemik gibi vücut protezleri/sağlık gereçleri -ilaçlar, elektrik-elektronik-teknolojik makine/ekipman parçaları gibi mühendislik gereçleri vb. şeklinde hemen hemen hayatımızın her alnında yer almaktadır. Yaşamımızda böylesine geniş ve detaylı alanlarda yer alan “seramik” ile ilgili olarak; seramik teknolojisi, sanatsal seramik ve endüstriyel seramik alanlarında pek çok farklı fakültelere bağlı, birçok birbirinden bağımsız-kopuk halde bölümler bulunmaktadır. Seramik malzemenin kullanıldığı hemen her alan ile ilgili eğitim-öğretimin tek çatı altında toplanması amacıyla bir “Seramik Üniversitesi” kurulması ülkemizin sanatsal, bilimsel ve teknolojik anlamda ileri ölçüde gelişimine katkı sağlay acak oldukça önemli bir adım olacaktır. Bahsi geçen Seramik Üniversitesi’nin ülkemizin seramik(çini) başkenti olan Kütahya ilinde kurulması; öğrenciler, ilgili alan akademisyenleri, seramik ile ilişkili iş/bilim/sanat dünyasının üniversiteye ve dolayısıyla Kütahya’ya olacak ilgisini önemli ölçüde arttıracaktır.

  18 - 34

  Anahtar kelimeler: Seramik, Seramik Malzeme, Seramik Malzemenin Kullanım Alanları, Seramik Eğitimi, Seramik Üniversitesi

 

  İndir

  Ceren YİĞİT

 

Zihin Felsefesi Çalışmaları: Görünenden Gerçekliğe Geçişte Beş Farklı Yaklaşım

Öz

Galaksideki yıldız sayısı ile bir insanın beynindeki nöron (sinir hücreleri) sayısı neredeyse benzer durumdadır. Evrendeki her şeyi henüz çözümleyebilmiş değiliz ancak bu durum insan için de geçerlidir ve hala insanın bir mistik tarafı söz konusudur. Omuzlarımızın üstünde taşıdığımız küçük evreni anlamlandırmak için işe nereden başlamamamız gerekir diye bir soru hâsıl olduğunda yol gösterici kavramlar ‘beyin/zihin/bilinç/beden’ olarak çıkar. İnsanlık tarihinin asli sorunlarından birisini cevaplandırabilmek için felsefe tarihinde farklı yaklaşımlar sunulmuştur. Bu makale içerisinde çağdaş zihin felsefesinin argümanları ve tartışma konuları üzerine ileri okumaları da destekleyecek bir eksende (i) kolay problem (ii) zor problem, (iii) sözde problem, (iv) aldatıcı problem, (v) bilinemezcilik olarak ifade olunan beş yaklaşıma yer verilecektir. İnsana veya bilince yönelik farklı fikirlerin doğuşuna sebebiyet veren şey “bilinçli ben” hissi ve fenomenal deneyimin öznel/iç niteliği (qualia)dir. İnsanın öznel yapısına istinaden oluşan bu sorunlar zihin hallerinin salt işlevlerle beynin nöral etkinliğine, davranışa ya da metafiziğe indirgenmesiyle meydana gelmiştir. Daha genel bir şekilde ifade edecek olursak, insanın fiziksel yönünün mü yoksa fenomenal yönünün mü birincil nitelik taşıdığı sorusu üzerinden problemler şekillenmiştir. Bu çalışmada beş yaklaşım tarzının görünenin arkasındaki gerçekliğe ulaşmak için hangi iddiaları öne sürdükleri ve hangilerini bertaraf ettikleri üzerinden bir değerlendirme yapılacaktır.

  35 - 43

  Anahtar kelimeler: Çağdaş zihin felsefesi, bilinç, beden, fenomenal deneyim, qualia, fiziksel yön, fenomenal yön

 

  İndir

  Mustafa Şeref AKIN

 

Pandemi Döneminde Hizmet Alan Bireylerin Ortaya Çıkan İç Yüzleri: Duyarlılar ve Duyarsızlar

Öz

Bu makalede pandemi döneminde hastaların, sağlık çalışanlarının, toplumun ve devletin birbirlerine karşı duyarlılıkları araştırılmaktadır. Etnografik yöntemle sağlık sektöründe çalışan 20 kişiyle mülakat yapılmıştır. Pandemi dönemi fedakâr ve bencil olanlar olarak ayrılma açısından bir sosyal deneyim olarak ortaya çıkmıştır. Sağlık çalışanları toplumdaki ahlaki çöküntünün ortaya çıktığını ve toplumun fedakâr meslek sahiplerine gereken değeri vermediklerini ifade etmektedirler. İnsan hayatının söz konusu olduğu bir savaşın içinde olduklarını düşünmektedirler. Bu savaşta yalnız kaldıklarına inanmaktadırlar. Toplumun kaba davranışları sağlık çalışanlarını mesleklerinden soğutmaktadır. Pandemi döneminde toplumun sağlık çalışanlarının ardında kenetlenmemesi insani değerler açısından endişe vericidir.

  44 - 53

  Anahtar kelimeler: Duyarlılık, Sağlık çalışanları, Pandemi

 

  İndir

  Kevser ARMAN; Celaleddin SERİNKAN

 

İşletmelerin KSS Uygulamalarının Yerli ve Yabancı Tüketicilerin Bakış Açısı ile Değerlendirilmesi

Öz

Kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) konusunda tüm dünyada artan sosyal farkındalıkla birlikte, KSS kavramı hem akademik literatürde hem de yönetsel uygulamalarda büyük ilgi görmektedir. Bu çalışmanın amacı, bulanık DEMATEL yöntemi kullanılarak işletmelerin KSS uygulamalarının yerli ve yabancı tüketicilerin bakış açısı ile değerlendirilmes idir. Çalışmadan elde edilen bulgulara göre KSS uygulamaları yerli ve yabancı tüketicilerin bakış açısına göre farklılık göstermektedir. Yerli karar vericilerin değerlendirmelerine göre topluma karşı sorumluluk uygulamaları, yabancı karar vericilerin değerlendirmelerine göre çevreye karşı sorumluluk uygulamaları diğer KSS uygulamaları üzerinde en çok etkiye sahip uygulamalardır. Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelere KSS stratejileri kapsamında bu çalışmadan elde edilen sonuçların katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

  54 - 63

  Anahtar kelimeler: Kurumsal Sosyal Sorumluluk, Yerli ve Yabancı Tüketiciler, Bulanık DEMATEL

 

  İndir

  Şeyda İRDEM

 

Yöneticilikte Adaletsizliği Meşrulaştırma Yöntemleri

Öz

Adalet kavramı algısal bir durumdur ve örgütsel adalet, bireylerin çalıştıkları örgüt içinde kendilerine adil davranılıp davranılmadığına ilişkin algısıdır. Yöneticiler, çalışanların örgütsel adalet algılarının yüksek olmasını isterler. Çünkü örgütsel adalet algısı düşük olan çalışanlarda, bu durum çalışan performansını ve dolayısıyla örgütsel işl eyişi olumsuz etkilemektedir. Bu sebeple yöneticiler örgüt içindeki adaletsiz olarak algılanabilecek karar ve uygulamalarını çalışanların “adilmiş” gibi algılamalarını sağlamaya yönelik birtakım yöntemlere başvurabilirler. Bu çalışmanın amacı eleştirel kuram kapsamında yöneten-yönetilen ilişkilerinde yönetici meşruiyetini arttırabilmek için kullanılma potansiyeli olan propaganda, algı yönetimi, dinsel etki: adil dünya inancı, maskeli kaynak/örtülü yönetim tekniği ve sistemin meşrulaştırılması tekniklerini teorik açıdan ele almak ve bu sayede tüm çalışanların bilgilendirilmesini sağlamaktır.

  64 - 72

  Anahtar kelimeler: Adalet, Örgütsel Adaletsizlik, Meşrulaştırma.

 

  İndir

  Murat AKSOY

 

Kolektif Hafıza ve Sanat Pratiğinin Mekânı Olarak Atölye

Öz

Bir kavramın değişmesiyle birlikte, kavramla ilişkili olan pratiklerde değişmeye başlar. Modernite ile birlikte sanat ve sanatçı kavramları değişmiş, bu kavramların değişmesiyle birlikte kavramların ilişkili olduğu mekân ve pratikler de değişmiştir. Sanat eserinin üretim mekânı olarak atölye kavram ve mekânının değişimi bunlardan biridir. Geleneksel sanatçının mekânı olan atölyeler yerini sanatçı stüdyolarına bırakmıştır. Stüdyolar toplumun günlük hayatından çok uzakken atölyeler günlük hayatın içerisindedir. Atölyeler sanatın eserinin üretim mekânları olduğu gibi sergilenme mekânlarıdır da. Modern sanat eserinin sergi mekânları ise ayrı calıklı konumlarıyla galerilerdir. Bir mekânın kolektif hafızanın inşasında etkili olabilmesi için günlük hayatın tekrarı içinde olması gerekir. Toplumun tamamının erişim alanında olmayan, onun günlük yaşantısının dışında kalan bir mekân ancak sınırlı veya ayrıcalıklı bir grup için bir hafıza mekânı olabilir. Modern sanatçı stüdyoları ve sergi alanları, toplumun geneli tarafından ulaşılamaz olan mekânlardır. Geleneksel sanatçının mekânı toplumla yatay bir ilişki biçimi inşa ederken sanatçı stüdyoları ve se rgi mekânları gibi modern mekânlar dikey bir ilişki geliştirmektedir.

  73 - 80

  Anahtar kelimeler: Kolektif Hafıza, Mekân, Sanat, Sanatçı, Atölye.

 

  İndir