• ISSN: 1308-9412
  • 0(256) 214 48 21

Sayı 4

Sayı 4

  • Yayın Dönemi: 2010 - Kış

Makaleler

  Yrd. Doç. Dr. Abdülkadir AKIL, Hakim Canan KÜÇÜKALİ

 

Uluslararası Hukuk Bakımından Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkı ve Çeçenistan Sorunu

Halkların Kendi Kaderini Tayin Etme Hakkı (The Self-Determination of Peoples)”, İlkçağ düşünürlerinden Aristo’nun “Büyük imparatorluklar ile değil, şehir devletleri ile en iyiye ulaşılacağı” düşüncesinden hareketle Yunanistan’da 158 şehir devleti tarifine kadar eskiye uzanmaktadır. Çeşitli milletlerarası sözleşmelere ve andlaşmalara konu olan ve halen gündemdeki yerini kaybetmeyen bu kavram, ülkelerin uluslararası hukukta varlığını kabul ettikleri fakat kendi açılarından zararı olabileceği düşüncesiyle tanımını yapmaktan kaçındıkları ve sınırlarını belirleyemedikleri günümüze değin tartışmalara konu olmuş esnek bir kavramdır. Ayrıca belirtmek gerekir ki, her ne kadar iç içe girmiş olsalar da kendi kaderini tayin etme hakkı ile azınlık hakları farklı kavramlardır. Bu nedenle, bizim burada konuyu sadece kendi kaderini tayin etme kavramı çerçevesinde ele alacağımızı vurgulamak gerektiği kanaatindeyiz. Orta Asya ve Kafkasya’da devletler ve uluslararası, şirketler arası petrol savaşları ve boru hatları konusu konuyu karmaşıklaştırmaktadır. Bölgedeki, çatışma petrol ve doğalgaz rezervlerinin yönlendireceği boru hatlarıyla yeni bir boyut kazanmış Rusya bu hatları kendi topraklarından geçirmeye çalışmış ABD ve müttefikleri aleyhine stratejik çalışmalar yapmış ve kendi boru hatlarını geçirmeyi çalıştığı Çeçenistan’da kanlı bir mücadele yürütmüştür(l) . Petrol yollarının kendi topraklarından geçmesini isteyen Kremlin yönetimi, bu yolda bölgesel çatışmaları bir bahane olarak kullanıp yakın komşuları üstündeki kontrolünü arttırmış ve bölgedeki yeni cumhuriyetlerin hareket alanlarını daraltmaya çalışmıştır( 2). Bu konu dikkate alınmadan Çeçenlerin bağımsızlık mücadelesinin ve kendi kaderini tayin etme hakları konusundaki tartışmaların anlamlandırılması imkânsızdır. Ancak yine de, uluslararası ilişkiler konusunu bir kenara bırakarak, bu çalışmada kendi kaderini tayin etme hakkı bakımından Çeçenistan’ın statüsü ele alınacaktır. Çeçenistan’ın terörizm, insan hakkı ihlalleri, soykırım yönünden uluslararası hukuk açısından incelenebilecek sorunları mevcut ise de bu sunumumuzda kendi kaderini tayin etme hakkı açısından konuyu irdeleyerek Çeçenistan’ın geçmişi ve bugünü ile durumunu ve kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olup olmadığı hususunu incelemeye çalışacağız.

  6 - 31

  Uluslararası Hukuk, Çeçenistan, Self-Determinasyon, Bağımsızlık, Azınlıklar, Kafkaslar

 

  İndir

  Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Prof Dr. Ahmet DAVUTOĞLU

 

Türkiye’nin Dış Poltikası

Modern tarih boyunca, anlaşmazlıklar ile dünya sorunlarının çözümünde yeni yolların ortaya çıkışı arasında doğrudan bir ilişki olagelmiştir. 17. Yüzyıl'dan bu yana yaşanan tüm büyük savaşlar, yeni bir düzenin ortaya çıkmasını sağlayan anlaşmalarla sonuçlanmıştır. 1648 yılındaki Vestfalya Antlaşması'nın Otuz Yıl Savaşları'nın ardından imzalanması, Napolyon Savaşlarının 1814-15 Viyana Kongresi ile sonlandırılması, Birinci Dünya Savaşı'nın sonunda talihsiz Versay Antlaşması'nın imzalanması, 1945 yılında Birleşmiş Milletler'in kurulmasına temel hazırlayan Yalta Konferansı, buna örnek teşkil edecektir. Ancak, küresel çaplı bir savaş olarak görülebilecek Soğuk Savaş, bu geleneğin aksine, tarihe geçen bir anlaşmayla sona ermemiştir. Onun yerine, Demir Perde'nin düşmesi ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla sonlanmıştır. Resmi bir sonuç değildi bu; savaşan taraflardan birisinin varlığını, aniden sona ermişti.

  32 - 39

 

  İndir

  Araştırmacı - Yazar Mesut MEZKİT

 

Türkçülük, Ulusçuluğa mı Yoksa Milliyetçiliğe mi Daha Yakın?

Türkçülük fikrinin ırkçılığa mı yoksa milliyetçiliğe mi y a k ın d u rd u ğ u , kafaları karıştıran bir sorudur. Kafatasçılık, ırkçılık, ulusçuluk, milliyetçilik gibi kavramların ideolojik amaçla toplumun şekillenmesinde ne kadar etkili olduğu, bu doktrinlere yön veren ana unsurların gücü ölçüsündedir. Bir milletin var oluş mücadelesinde ifade edilen akımların yine milletin temel değerlerine ters istikamette bir yol haritasının çizilemeyeceğini, toplumun ruhuna hitap etmeyen bir öğretinin zamanla millete doğru dönüşüm geçirmesi tarihin bir gerçeğidir. Derde deva reçetelerin zıt tepki vermesi reçeteyi yazanın kimliğinde aramak, siyasi tarihin bir realitesidir. (Bir ülkenin, bir milletin, bir halkın geleceğine yön verenler; bu siyaseti amaç edinenlerin şuur altına şırınga edenlerin fikri temelini meydana getiren inanç sisteminin ne kadar tesir ettiğini Türkçülük hareketinin önder kadrosundan anlamak mümkündür).

  40 - 46

  Türkçülük, Ulusçuk,Milliyetçilik

 

  İndir

  Jacques Ranciere

 

Disiplinler Arası Düşünce: Bir Bilgi Estetiği

Bir ‘bilgi estetiği’ isteminden anlaşılması gereken ne? Bu açıkça bilgi biçimlerinin estetik bir boyut yüklenmesi gerektiğini söyleme meselesi değildir. İfade, böylesi bir boyutun bütünleyici bir motif olarak eklenmek zorunda olmadığını, her anlamda bilginin içkin bir verileni olarak zaten orada olduğunu önvarsayar. Geriye bunun ne anlama geldiğini anlamak kalır. Ortaya koymak istediğim tez basit: Bilginin estetik boyutundan söz etmek, bilginin kavram ve pratiğini ayıran bir bilgisizlik boyutundan söz etmektir.

  45 - 57

 

  İndir

  Mike PALECEK

 

Kapitalizm, Bilime Karşı

Sürekli olarak kapitalizmin yeni buluşlar yapılmasını, teknolojiyi ve bilimsel gelişmeyi teşvik ettiğine dair bir mitle bombardımana tutuluyoruz. Ama gerçekte tam tersi doğrudur. Kapitalizm insan gelişiminin her yönünü geri bırakmaktadır ve buna bilim ve teknoloji de istisna değildir. Sürekli olarak kapitalizmin yeni buluşlar yapılmasını, teknolojiyi ve bilimsel gelişmeyi teşvik ettiğine dair bir mitle bombardımana tutuluyoruz. Bize kâr güdüsüyle birleşen rekabetin bilimi yeni sınırlara ittiği ve büyük şirketleri yeni ilaçlar ve tedaviler icat etmeye teşvik ettiği söyleniyor. Bize diyorlar ki, serbest piyasa insan gelişiminin en büyük motivasyon kaynağıdır. Ama gerçekte tam tersi doğrudur. Patentler, kârlar ve üretim araçlarının özel mülkiyeti aslında bilimin yakın tarihte karşılaştığı en büyük engellerdir.

  58 - 65

 

  İndir

  Rick WOLFF

 

Kapitalist Kriz Ve Marx’ın Hayaleti

Kapitalizm meydana geliyor. Ne zaman ve nerede meydana gelirse, kendi özel gölgesini oluşturuyor: kapitalizmin ‘modern toplum çok farklı, post-kapitalist ekonomik sistemler kurarak daha iyisini yapabilir’ diyen temel hatasının özeleştirisidir bu. Bu eleştirel gölge -şimdiki gibi kriz dönemlerinde- kayaya çarptığında kapitalizmin ödünü patlatmak için ayağa kalkar. Karl Marx bu gölgeyi manzum bir biçimde kapitalizme dadanan bir hayalet olarak niteliyordu.

  66 - 69

 

  İndir

  Sülayman Faruk GÖNCÜOĞLU

 

Ah Şu Üniversitelerimiz Bir Dile Gelse...

Tarihler 1848 yılını gösterirken, bugünkü anlamda ortaöğretimin devamı "tüm ilim ve fenleri kapsamak üzere yatılı ve gündüzlü" bir darülfünun, yani bir yüksek okul anlayışı dile getirilmeye başlanmıştır. Aynı yıl bu düşünceler gerçekleştirilmeye çalışılsa da, biz bu gayretlerin ilk so n u ç la rın ı 1870 y ılın d a görmekteyiz. İlk tasavvur edilen Darülfünun anlayışı, Maarif Nezareti nezdinde olmuş ve ilk düşünülenin bir ilerisi şeklinde gerçekleştirilmiştir.

  70 - 77

 

  İndir

  Dr. Ed LAWLER

 

Davranışlı Performans Yönetimi

Öğrenme çoğunlukla psikolojik bir süreçtir fakat kişilik, tutum ve motivasyon gibi kavramları inşa eden örgütsel davranış kadar popüler olamamıştır. Aynı anda öğrenmenin davranışsal, bilişsel ve sosyal yönleri olduğu da pek bilinmeyen bir açıdır.Bir çok zıt öğrenme teorisine rağmen, öğrenmenin büyük ölçüde tecrübelerden ve edimsel koşullanmanın analizlerinden türediği hakkında ortak bir görüş vardır. Pekiştirme öğrenme sürecinde en önemli prensip olarak kabul edilir ve davranışsal performans yönetimi ile yakından ilgilidir.Klasik etki yasalarına göre, pekiştirme, bir davranışın tekrarlanmasını sağlayacak yönde yapılan ve o davranışı güçlendiren her şeydir. Pekiştireçler olumlu veya olumsuz olabilir fakat her ikiside davranışın yapılma eğilimini ve sıklığını artırırlar. Öte yandan ceza davranışın yapılma sıklığını ve eğilimini azaltır. Ayrıca sönme denen olay ile de (davranış sonucuna tepki vermemek) bir davranışın yapılma sıklığı zaman ile azalır.

  78 - 109

 

  İndir