• ISSN: 1308-9412
  • 0(256) 214 48 21

Sayı 5

Sayı 5

  • Yayın Dönemi: 2010 - Ağustos

Makaleler

  Yrd. Doç. Dr. Mustafa Güneş

 

Bizim Yunûs’un Sözü

Bir düşünceyi eksiksiz anlatan kelime dizisi şeklinde tarif edilen söz, Türk kültür ve edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Hayat, güzel sözle anlam kazanır. Bunun için ilk İslami devir ata yadigârlarımızdan Kutadgu Bilig'de söze geniş yer verilmiştir. Yûnus'un sözü, lafız, anlam ve ahenk açısından mükemmeldir. Onun sözlerini etkili kılan, düzgün söyleyiş ve güzel ifadesinin yanında, Kur'an ahlakını kendisine ilke edinmesidir. Sözün etkili olabilmesi için öncelikle söyleyen tarafından uygulanması gerekir. Bu sebeple Kur'an'da yapmadıklarını söyleyenler, hiç iyi karşılanmamıştır. Sözün etkisini araştırırken özellikle şu dört unsuru dikkate almak gerekir: Bir sözü, kim, kime, niçin ve hangi makamda söylemiştir? Yûnus'un sözlerini, bu açılardan incelediğimiz zaman, bunların “şöyle böyle" sözler olmadığı görülür. Onun, çağları aşan fasih sözlerini (şiirlerini), mana âleminden ilham alarak gönül diliyle ahlaki değerleri takviye etmek amacıyla muhtaç kimseler için söylediği ifade edilebilir. Şiir, söze güzel biçim verme işidir. Gerçek şiirin, zamanın geçmesiyle güzelliği bozulmadığı gibi kıymeti de artar. Bir sözün, zamana karşı direnip güzelliğini devam ettirmesi klasik kelimesiyle ifade edilir. Zamanla değeri daha da yükselen Yûnus'un sözleri, Türk klasikleri arasında yerini almıştır. Az sözle çok şey anlatmaya müsait bir dil olan Türkçe, Yûnus' un etkili, yalın anlatımına zemin hazırladı ve eşine az rastlanan şiirlerinin oluşumuna katkıda bulundu. Yûnus'un sözlerinin yedi yüzyıl boyunca nesilden nesle büyük bir sadakatle aktarılmasının bir sebebi de Türkçenin sezgisel güç özelliğini şiire yansıtabilmiş olmasıdır. Yazımızda Yûnus' un sözü, divanında geçen beyitler (sözle ilgili) ışığında ele alınacaktır.

  8 - 26

  Söz, Sözün Değeri, Yûnus Emre

 

  İndir

  Dr. Ayşin SATAN

 

İlköğretim İkinci Kademede Okuyan Öğrencilerin Cinsiyet Ve Okul Türü İle Zorbaca Davranışlar Arasındaki İlişkinin Analizi

Bu araştırmanın amacı ilköğretim 6., 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin, okul türü ve cinsiyete bağlı olarak maruz kaldıkları zorbalık türleri, zorbaca davranışların okulda ne şekilde ne sıklıkla nerelerde olduğu ve öğretmen, öğrenci ve yöneticilerin zorbaca davranışları nasıl değerlendirdiklerini incelemek ve mevcut durumu ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda Akran Zorbalığı Değerlendirme anketi uygulanmıştır. Elde edilen veriler frekans, yüzdelik ve kay-kare testleri kullanılarak değerlendirilmiştir. Araştırmaya 288 kız ve 208 erkek olmak üzere toplam 496 öğrenci katılmıştır. Bu öğrencilerin 321'i resmi ilköğretim okullarına 175'i de özel ilköğretim okullarına devam etmektedir. Yapılan analizlerde öğrencilerin %63.3'ü zorbalığa uğramaktadır. Cinsiyete göre kız öğrencilerin %52.2'si, erkek öğrencilerin % 42.8'si sözel zorbalığa maruz kalmaktadır.

  27 - 50

  Okulda zorbalık, kurban, zorba

 

  İndir

  Immanuel Wallerstein

 

Asya’da Soğuk Savaş Nedir? Bir Yorumlama Denemesi -I

"Soğuk Savaş" ifadesi, 1945 ile 1991 arasındaki jeopolitik gerçekliği nasıl anladığımızı özetleme amacı taşıyan bir anlatı. Kökeni siyasi liderlere dayanıyor. Akademisyenler tarafından da benimsenmiş. Ve diğer herkesin düşüncesini de etkilemesi amaçlanmış. Muhalifleri olsa da hâkim bir anlatı olmuş. Bu denemede bu anlatıyı ve bize ne anlattığını incelemek istiyorum. Bu anlatı bize, İkinci Dünya Savaşı'nın, diğer ulusları fethetmeyi amaçlayan saldırgan uluslar olan Almanya ve Japonya tarafından başlatılmış bir savaş olduğunu söyler. Almanlar ve Japonlar başta epey başarılıydılar, ancak sonrasında karşılarındaki direniş büyüdü. 1941'de, hem Sovyetler Birliği hem de Birleşik Devletler Almanya'ya savaş açtı ve koalisyon Birleşmiş Milletler adını aldı. Bu ittifakta askeri bakımdan en belirgin üç ülke Birleşik Devletler, Büyük Britanya ve Sovyetler Birliği idi. Bunlara "Büyük Üçlü" denildi ve birlikte İkinci Dünya Savaşı'nı kazandılar.

  51 - 59

 

  İndir

  Araştırmacı-Yazar Mesut MEZKİT

 

Mehmet Âkif Ersoy’un İslamcılık Fikri Ve Üstadları

Bu makalede, millî şairimiz Mehmet AkifERSOY'un düşünce yapısı ele alınacaktır. Özellikle İslam Dünyası'nın Batı karşısında geri kalma sebepleri üzerindeki fikirleri konu edilecektir. Batıyla mücadelenin yollarını gösteren Mehmet AkifERSOY'un İslamcılık düşüncesini etkileyen son dönem İslamcı aydınlar ile arasındaki ilişkiler üzerinde durulacaktır. Reformcu bir anlayışa sahip Ersoy'un Batıyla başa çıkmanın nasıl olacağını; Batı gibi ilim ve fende gelişmenin İslam coğrafyasında mümkün olup olmadığı tartışılacaktır.

  60 - 67

 

  İndir

  James Petras

 

ABD ve Cin: Biri Kaybediyor, Diğeri Kazanıyor!

Asya'nın kapitalist önderleri Çin ve Güney Kore, küresel güç olma yolunda ABD ile yarışıyorlar. Asya'nın küresel bu güç olma yolundaki çıkışı, dinamik ekonomik gelişmesi ile devam ederken, ABD aynı iddiasını askeri gücüyle imparatorluk inşa ederek devam ettirmeye uğraşıyor. Financial Times'a (FT) üstünkörü olarak bir göz atıldığında bile 28 Aralık 2009 tarihli sayısında imparatorluk inşaasına dair muhalif yazılar bulabilirsiniz. İlgili tarihteki ABD baskısının birinci sayfasında, "Terörle Savaş" başlıklı yazıda, Obama'nın Teröre destek veren ülkeler listesini genişletmesi ve dünyanın diğer köşelerindeki askeri karışıklığa değinilir. Bu konunun tam karşıtı olarak, yine iki ayrı birinci sayfa yazısındaysa, Çin'in dünyanın en hızlı uzun mesafeli trenini kullanıma sunduğunu, Çin'in ihracat işlemlerinde yerel para birimini koruma adına, ABD Dolarına karşılık, Yuan'ı tercih ettiğini görebilirsiniz.

  68 - 72

 

  İndir

  Eric Walberg

 

Uygur Afgan’a Karşı: Karşıtlıklar İçinden Bir İnceleme

Urumçi'de geçen hafta** yüz seksen kişinin ölümüyle sonuçlanan ayaklanmalar, geçen yıl Tibet'teki benzer protestoları anımsatıyor; gerçi o zaman on dokuz kişi öldürülmüştü. Çin Olimpiyatları sırasında Uygur ve Tibetli sürgünlerin yaptıkları gösterilerin pek az etkisi olmuştu. Han Çin'in kalbinden çok uzak olan her iki bölgenin yönetimleri de komünistlerin elindeydi; her iki bölge de gerek stratejik açıdan gerek mineral zenginlik depoları olarak yeni kapitalist Çin'in doymak bilmez iştahını beslemek açısından önem taşıyor. Bu bölgeler bize eski moda sömürgeciliğin hala sağ ve sıhhatte olduğunu hatırlatıyorlar. Ne Uygurlar ne de Tibetliler herhangi bir bağımsızlık umudu taşısalar da, haklı olarak Han'ın daha az açgözlü ve saldırgan olmasını isterlerdi.

  73 - 77

 

  İndir