• ISSN: 1308-9412 * e-ISSN: 2757-7120
  • 0(256) 214 48 21

Sayı 7

Sayı 7

  • Yayın Dönemi: 2011 - Temmuz
  • Cilt: 3

Makaleler

  Rabia ÇAKI

 

Editörden

Dergimizin 6 sayısını geride bıraktık, şimdi 7. sayımızla karşınızdayız. 6. Sayımızı külliyat halinde sunduk. Bunu gelenek haline getirerek iki yıllık sayılarımızın makalelerini özellikle akademik olanlarını toplu halde sunmaya çalışacağız. En baştan itibaren amacımız; dergimizin ulusal ve uluslararası alanda kabul gören dergiler arasına alınarak literatürde söz sahibi olmasıdır. Önceki sayılarımızda yurt içinden ve yurt dışından birçok değerli makaleyi ağırlayarak, okuyucularımızın zihninde farklı bir boyut kazandırmaya çalıştık. Çok güzel olumlu eleştiriler ve tebrikler aldık. Bunların hepsini değerlendirerek 7. Sayımızı çıkarttık. Okuyucularımızın eline geçene kadar uzun ve zahmetli bir süreci tamamlayan dergimiz artık yılda iki defa sizlerle buluşacaktır. Makale özetleri Almanca ve İngilizce dillerinde, İstenirse farklı dillerde de yayımlanacaktır.

Bu sayımızda yine değerli yazarlarımız, yeni fikirlere yelken açan konuları kaleme aldılar. Yeni fikirlerle, yeni sayılarda buluşmak dileğiyle...


 

  İndir

  Mesut MEZKİT

 

Hıristiyanlaştırma Çabalarındaki Temel Çelişkiler

Öz

Türkiye’de misyonerlik faaliyetlerinin yoğunluk kazanması, dikkat çekicidir. Misyonerlik faaliyetlerinin kanuni birtakım hakları kendi amaçları doğrultusunda kullanma temayülleri hassasiyeti daha da artırmıştır.Böylesi bir ortamdan faydalanmak isteyen misyonerler, Hıristiyanlaştırma faaliyetlerini o kadar sinsice yapmaktadırlar ki, Hıristiyanlığı bilmeyen birçok insanımız-başta gençlerimiz olmak üzere- yapılan bu tür propagandalara kanmaktadır. Özellikle terör kaynaklı yapılanmalara ve aleviler üzerine odaklanmaları meselenin ciddiyetini göstermektedir. Misyonerler, insanımıza yaklaşırken Hıristiyanlığın aslını değil; sahtesini anlatmaktadırlar. Yazılan İnciller’den bahsedilmemekte; bilakis gizli emellerine ulaşmada hangi yol geçerliyse onu zerketmektedirler. Hıristiyanlığı “barış, hoşgörü, diyalog, insana hizmet eden, fedakârlık dini, mazlumların dini” gibi yaalarla insanımızı kandırmaktadırlar. Asrımızdaki bazı müslüman kimlikli kişilerin yaptığı terör işlerini de İslâm’a mâl ederek, bütün Müslümanları kötülemekte; dolayısıyla İslâm Dinini “terör”dini olarak yaalama çabası içerisindedirler. Bunun için her türlü iletişim vasıtalarını kullanmaktadırlar. Hatta sevgili Peygamberimizi kötü fiillerle vasıfladırmaktadırlar. Bu kötüleme işlerini dışarıda değil; Türkiye’de yapmaktadırlar.

  1 - 11

 

  İndir

  Celaleddin SERİNKAN

 

Denizli Dershanecilik Sektöründe Michael Porter’ın Rekabet Güçleri Araştırması

Öz

Bu çalışmanın amacı, Denizli dershane sektörünün mevcut durumunun stratejik yönetim perspektifinden analiz edilmesi ve sektörün gelişimi için stratejik öneriler getirilmesidir. Bu amaçla öncelikle stratejik yönetim yaklaşımı incelenmiş; daha sonra rekabet ve rekabet güçleri incelenmiştir. Bu nedenle için rekabet gücü analiz yöntemlerinden biri olan Michael Porter’in beş güç analizi ile sektör hakkında değerlendirme yapılmıştır. Sonuç ve değerlendirme kısmında ise önceki bölümde yapılan değerlendirme ve analizlerin ışığında sektör için stratejik öneriler getirilmiştir.

  13 - 20

 

  İndir

  Süleyman Faruk GÖNCÜOĞLU

 

Herkesin Bir Kapısı Vardır Ki, Bu Kapının da Zili Çalınacaktır

Öz

Şehir merkezin de yer alan camilerin önünden geçerken bazılarının avlu giriş kapılarının biri üzerinde "cenaze kapısıdır park yasaktır” ibaresi yer alır. Bu yazıyı gördüğüm zamanlar içimi bir gariplik kaplar. Bir anda yapayalnız kalmış hissine kapılırım. Doğumhane kapısından başlayan hayat serüveninin cenaze kapısında son bulmakta olduğunun bir an farkına varmaktır. O an ki bu hissiyatın sebebi.

Ne ilginçtir ki, bu iki kapı arasında pek çok kapı eşiğinde beklemiş durmuşuzdur da. Asıl gerçek olanın hayatın başlangıcı ve sonu olan bu iki kapı da anlamlanmakta olduğunu, diğer kapıların da esasında bir anlam taşımadığını unutuvermişizdir...


  21 - 21

 

  İndir

  Recep Tayyip Erdoğan

 

Somali'nin Gözyaşları

Öz

Somali, son 60 yılın en büyük kuraklık ve açlık sıkıntısını yaşamaktadır. Somali'nin karşı karşıya kaldığı bu tablonun, uygarlığın, çağdaş değerlerin, insani hasletlerin sınanmasına ve bütün bu değerler üzerinde yeniden düşünmeye vesile olmuştur. Yaşanan bu dramın, halkların karşılaştığı felaketlerle mücadelede küresel düzeyde işbirliği sağlanması, sorumluluk üstlenilmesi ve dayanışma sergilenmesinin temel bir insanlık görevi olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi

  23 - 24

 

  İndir

  Michel Chossudovsky

 

Türkiye Suriye'de Ne Arıyor?

Öz

Clinton yönetimi sırasında, ABD, İsrail ve Türkiye arasında üçlü bir askeri ittifak ortaya çıkmıştı. ABD Genelkurmay Başkanlığı'nın yön verdiği bu üçlü ittifak, üç ülke arasında Büyük Ortadoğu'ya ilişkin alınan kararları birleştirip koordine ediyor Suriye'de aralarında ABD, Türkiye ve İsrail'in de olduğu yabancı güçlerin el altından desteklediği silahlı isyancı grupların olduğu ifade ediliyor…

  25 - 26

 

  İndir

  Muhammed Nureddin

 

Türkiye ve Suriye: Stratejik Derinliğin Sonu

Öz

Türkiye-Suriye ilişkileri, sadece AK Parti'nin iktidara geçmesinden önce değil, Şam ile Ankara arasında 1998'de başlayan güvenlik ve siyasi alanlardaki iyileşme sürecinin başlamasından çok daha öncesine götürebilecek güçlü bir darbeye maruz kaldı. Son sarsıntı, sadece geçici bir durak olmanın da ötesinde henüz çerçevesinin çizilmesinin mümkün olmadığı başka kuralların geçerli olduğu, yeni dönemin başlangıcını bizlere haber veriyor.

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara geçmesinden sonra ortaya çıkan Türkiye-Suriye yakınlaşmasına, sadece temellerinin sayın Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu'nun attığı yeni bir düşüncenin yansıması değil, aynı zamanda ABD'nin Irak işgali ve bu işgale eşlik eden mezhebi, etnik ayrışmalar ile bölünme kaygısının meydana getirdiği sıkıntı ve tehditlerden kaynaklanan çıkarların kesişmesinin de önemli katkısı olmuştur. Türkiye ve Suriye'nin sınırlarında süper bir gücün varlığının da etkisiyle bu birliktelik gerçekleşmiştir.


  27 - 30

 

  İndir

  Erkin Ekrem

 

Türkiye-Çin İlişkileri: Çin’in Gözünde Türkiye

Çinliler, Türkiye'yi Göktürkler, Kore Savaşı, güçlü ordu, Asya ile Avrupa köprüsü gibi sözcüklerle tanımaktaydı. Ayrıca Türkiye, Doğu Türkistan bağımsızlık hareketine destek veren bir ülke olarak da belirtilmektedir, özellikle 5 Temmuz Urumçi olayları sonrası bu kanıt daha da güçlenmiştir. Son yıllarda Türkler oynadıkları futbolla da tanınmıştı, 2002 FIFA Dünya Kupası elemelerinde dünya üçüncüsü olan Türkiye, grubun son maçında Çin'i 3-0 yenmişti. Benzer durum 8 yıl sonra da yaşanmış ve 2 Eylül 2010'da FİBA 2010 Dünya kupası karşılaşmalarında Türkiye-Çin basketbol maçı 87-40 olarak sonuçlanmıştı.

  31 - 33

 

  İndir

  Daniel Tanuro

 

Yeşil Kapitalizm'in Geçersizliği

Öz

Daniel Tanuro'nun yeni kitabı, L'impossible Capitalisme Vert, veya "The Futility o f Green Capitalism" (Yeşil Kapitalizmin Geçersizliği), ekososyalizme analitik bakışımıza büyük bir katkı sunuyor.

Belçikalı bir Marksist ve sertifikalı bir tarım uzmanı olan Tanuro, çevresel tarih ve çevre politikaları konularında yazan verimli bir yazar.

Kitap, başlığının işaret ettiği gibi, özellikle Yeşilci çevrelere hitabetmektedir ve iklim değişikliği krizini; kâr güdüsü ve sermayenin birikim dinamiğine dokunmadan çözmek için ortaya atılmış başlıca önerilerin güçlü bir çürütülmesini temel almaktadır. Kitabın içeriğinin çoğu, esasında, Dördüncü Enternasyonel başkanlığı tarafından, uluslararası bir tartışmaya temel oluşturması için 2009 yılında kabul edilen Tanuro'nun raporunun genişletilmiş ve güncellenmiş bir tekrarı olarak görünüyor. Rapor Ian Angus tarafından çevrilmiş ve Angus'un The Global Fightfor Climate Justice. (İklimsel Adalet için Küresel Mücadele) adını verdiği antolojisinde yer almıştır.


  34 - 38

 

  İndir

  Michael T. Klare

 

Petrol Çağının Çöküşü

Öz

Petrol fiyatlarındaki son yükselişi, gerçekleşecek petrol depremini haber veren zayıf ve ilk titreşimleri olarak düşünmek gerek. Ancak, petrol dünya pazarlarından yok olmayacak fakat öngörülen küresel talebi karşılayabilecek miktarlara erişemeyecek ve petrol sıkıntısı er ya da geç pazara egemen olacak

Şu anda Ortadoğu'yu sarsan isyanlar, ayaklanmalar, protestolar nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, bir şey kesin: petrol dünyası sonsuza dek değişecek. Yaşanmakta olan her ne ise, bunu, dünyamızı çekirdeğine kadar sarsacak olan depremin sadece ilk titreşimleri olarak düşünmek gerek.

Birinci Dünya Savaşı'ndan önce İran'ın güneybatısında petrolün bulunmasından itibaren bir yüzyıl boyunca, batılı güçler, petrol üreten otoriter hükümetlerin hayatta kalmalarını sağlamak için sürekli olarak Ortadoğu'ya müdahale ettiler. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra batı ekonomilerinin büyümesi ve endüstriyel toplumların mevcut zenginliklerinin açığa çıkması, bu tür müdahaleler olmaksızın düşünülemez.


  39 - 41

 

  İndir

  Etenne Balibar

 

Demokrasinin Tarihî İkilemleri ve Çağdaş Yurttaşlık

Öz

Birkaç terminolojik değerlendirmeyle başlamama müsaade edin. Bildiğimiz gibi, İngilizcede yurttaşlık terimi, Fransızca ve İtalyanca karşılıkları gibi (citoyennete, cittadinanza) Latince civitas'tan türer; bununla birlikte İngilizcede “yurttaş hakkı" ya da Fransızcada “droit de cite" olarak daha doğru bir şekilde çevireceğim ius civitatis anlamından türerler. Yurttaşlık terimi, bir dilden bir başkasına geçişin daha iyi anlamamızı sağladığı çeşitli anlamlara sahiptir. Fransa'da pasaportumu gösterdiğimde ya da bir göçmen formu doldurduğumda, mutat Amerikan karşılığı “hangi ülkenin yurttaşı?" olan, “ulusumla" ilgili bir soruyu yanıtlamam istenir. Fransızca nationalite ya da national büyük ölçüde ABD'deki yurttaş, yurttaşlığa karşılık olmasına karşın, citoyen ya da droit du citoyen gibi aynı değildir. ABD'nin “karıştırdığı" şeyde Fransa'nın fark gözettiği öne sürülebilir. “Karıştırılan şey" belirli bir topluluktaki, uygulama olarak bir ulus-devlette aidiyet nosyonu ve politik faaliyetlerde yer alan bir birey olarak yurttaş halkları ve görevleridir. Amerika'da ders vermeye başladığımda bunun, Fransız özgeçmişim nedeniyle, benim açımdan bir şekilde sorun olduğunu itiraf etmeliyim. Fakat biraz düşündükten sonra, neredeyse tam aksi anlamda anlaşılabileceğini fark ettim: Belirli şartlarda zımnen yurttaşlık fikrini millet sahipliğine ya da millet edinmeye tabi kılan Fransa, bunun yurttaşlığın doğal önşartı olduğunu varsayarken, birçok kökenden göçmeni bir araya getirmekle ilgili uzun bir öyküsü ve miti olan bir ülkede icat edilen ABD'ye özgün sorun ise şu anlama gelir: Hangi ülkede yurttaş haklarına sahipsin? Bu anlamsal ikilem, yurttaşlık ve ulusun uygulama itibariyle tartışmasız gibi görünen ya da tarihin kaçınılmaz sonucunu gösteren bir tavırda uyuştuğu dışlayıcı ve yarı-dışlayıcı politik aidiyet biçimi olarak ulus-devletin zafer çağında gizil olarak bakidir. Ulusal yurttaş tanımının, özellikle de demokratik içeriğinin bakış açısından, giderek artan talep ve eleştirilere mahkûm edildiği post-ulusal konstelasyon olarak adlandırılan bir dönemde, bu anlamsal ikilem giderek önem kazanmıştır.

  42 - 50

 

  İndir

  Max Fisher

 

ABD Bağımlısı Müşteri Devletlerin Düşüşü

Öz

Amerika'nın bağımlı müşteri devletlerle aşk ilişkisi, İngiltere ve Fransa'ya Süveyş Kanalını kontrol etmek için 1956'da işgal ettikleri Mısır'dan ayrılmaları için baskı yapmasından kısa bir süre sonra başladı (Sovyetler Birliği de müşteri devletler oluşturma ustasıydı). Amerika ve Sovyetler Birliği o yıl BM'de Avrupa sömürgeciliğinin modasının geçtiğini, istikrarsızlaştırıcı olduğunu ve sona ermesi gerektiğini savunmuşlardı. İngiliz ve Fransız kuvvetleri Mısır'dan çekildiler ve yaklaşık on yıl zarfında İngiliz ve Fransız imparatorluğu çöktü. Bu esnada, ABD ve Sovyetler Birliği farklı bir jeopolitik oyuna başlamışlardı: Müşteri devlet arayışı. Ki Amerika bu oyunu bugün de oynamaktadır.

  51 - 53

 

  İndir

  Abdul Rahman Adam

 

Malezya'nın Dış Politika Stratejisi ve Türkiye

Öz

Başbakan Abdullah Badawi, 2004'ün Haziran ayında Malezya Büyükelçileri Konferansı'nda yaptığı konuşmada, Malezya Dış Politikası'nın (MDP) amaç ve içeriğinin daima ulusal çıkarları korumak olduğunu, gelecekte de böyle olacağını ve Malezya'nın ihraç edecek ideolojisinin ve dünyanın herhangi bir yerinde gerçekleştirmek istediği gizli bir gündeminin olmadığını ifade etmiştir. Badawi, MDP'nin tek amacının istikrar ve barış çerçevesinde, bölgesel ve uluslararası bir ortam yaratmak olduğunu da sözlerine eklemiş1 ve bunun yanı sıra Malezya'nın kendi adına ulusal çıkarlarını koruma konusunda bağımsız ve bağlantısız bir dış politika uygulamayı sürdürmesi gerektiği önemle vurgulanmıştır.

Başbakan, MDP'nin içinde hareket edilmesi gereken çerçevenin ayrıntılı açıklamasını ise 31 Mart 2006 tarihinde Ulusal Parlamento'daki konuşmasında yapmıştır. Başbakan, “dünya, geçmişte tecrübe ettiğimizden daha farklıdır ve farklı olmaya da devam edecektir. Kimse yükselen petrol fiyatlarının etkisinden kendisini koruyamamış, yatırım ve iş imkânları için rekabet daha da yoğunlaşmıştır. Çin ve Hindistan'ın yanı sıra diğer Asya ülkeleri de ciddi bir biçimde kalkınıyorlar. Serbest bir ekonomiye sahip olan Malezya, özellikle uluslararası iletişim teknolojileri çağında bu rekabetçi ortamdan soyutlanmış değildir.

Başbakana göre, ekonomik büyüme ayrılmaz bir şekilde dış etkenlere bağlıdır. Bu nedenden ötürü, bizim dış politikamız ulusal misyonumuz için en uygun yararları sağlayacaktır. Bizler de 9. Malezya Kalkınma Planı'nın (9. MP) amaçlarını gerçekleştirmeye yönelik en uygun dış ortamı sağlamak için çaba sarf ederek bölgemizde ve ötesinde işbirliği, barış ve istikrarın güçlenmesi için çalışacağız. Çünkü bunlar olmadan zenginleşmemiz mümkün değildir. Yeni pazarlar bulmak, ihracını yaptığımız ürünlerimizi daha fazla teşvik etmek, yatırım çekmek ve turizm faaliyetlerini arttırmak için kararlı inisiyatifler kullanacağız. Çıkarımıza en uygun olan ikili ve bölgesel ticaret antlaşmaları yapacağız. Bu amaçlara ulaşma konusunda yurt dışında çıkarlarımızı temsil etmek ve korumakla yükümlü kurumların da kapasitelerini arttıracağız."

Bu makale, 9. MP'nin amacına uygun olarak, Malezya ve Türkiye ilişkilerindeki potansiyeli araştıracaktır. Bu tartışmaya bir giriş olarak, MDP yönelimlerinin altında yatan stratejilere göz atılacak ve bu stratejilerin uygulanmasında ortaya çıkacak belli başlı sorunlar tartışılacaktır.


  54 - 63

 

  İndir

  Rovshan İbrahimov

 

Türkiye-Türk Cumhuriyetleri İlişkileri: Dünü, Bugünü, Yarını

Öz

Bu makalede Türkiye Cumhuriyeti ile Yeni Bağımsız Türk Cumhuriyetleri arasında ilişkiler konusunda bilgi verilmektedir. Azerbaycan'ın ve Merkezi Asya Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını elde etmelerinin ardından, romantikliğin getirdiği olumsuzluklar her iki tarafın da dış politikalarında hayal kırıklığına yol açmıştır. Devletler arasındaki ilişkiler daha sonra değişikliğe uğrayarak, özellikle de ekonomik projeler çerçevesinde daha gerçekçi bir temel üzerinde kurulma yoluna girmiştir. Bunun dışında, ilişkilerin geleceğine yönelik olarak bazı teklifler sunulmaktadır.

  64 - 71

 

  İndir