• ISSN: 1308-9412
  • 0(256) 214 48 21

Sayı 9

Sayı 9

  • Yayın Dönemi: 2012 - Temmuz - Aralık

Makaleler

  Emine ÖNDER, Dr. Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim Öğretim Koordinatörlüğü, Ali TAŞ, Doç. Dr. Kırıkkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü

 

Araştırma Görevlilerinin Değerleri İle Örgütsel Vatandaşlık Davranışları Arasındaki İlişki

Araştırmada, araştırma görevlilerinin bireysel değerleri ve ÖVD arasında ilişki olup olmadığı ile bireysel değerlerinin ÖVD üzerine etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır. Bu amaç kapsamında veriler, “Değerler, Suç Anlayışı ve Ahlaki Hüküm Ölçeği” ve “Örgütsel Vatandaşlık Davranışı Ölçeği” aracılığıyla elde edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu SDÜ ve MAEÜ araştırma görevlileri oluşturmuştur. Araştırma, betimsel tarama modeline göre tasarlanmıştır. Araştırmada, aritmetik ortalama, standart sapma, korelasyon ve regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma görevlilerinin bireysel değerleri siyasi, ahlaki, estetik, ekonomik, bilimsel, sosyal ve dini değerler olarak sıralanırken OVD, nezaket, vicdanlılık, yardımlaşma, sivil erdem ve centilmenlik olarak sıralanmıştır. ÖVD’nin yardımlaşma boyutu ile dini, sosyal, estetik ve siyasi değerler arasında ilişkinin olduğu bulunmuştur. Ayrıca estetik değerin, nezaket ÖVD üzerinde anlamlı bir yordayıcı olduğu tespit edilmiştir.

  8 - 25

  Araştırma görevlisi, örgütsel vatandaşlık davranışları, değer, bireysel değerler

 

  İndir

  Mustafa BIYIKLI, Yrd.Doç.Dr. Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

 

Osmanlıya Karşı Ayrılıkçı Hareketten Batıya Karşı Bağımsızlık Ve Hâkimiyet Mücadelesine Arap Düşünce Hareketine Genel Bir Bakış

19. Yüzyıla kadar asırlar süren Türk-Arap ittifakı, birlikteliği ve barışı, Batıya yönelik fetihler açısından önemli bir destek olarak kendini göstermişti. Özellikle Osmanlı Devleti’nin, Arap dünyasını idaresi altına alarak oluşturduğu Türk-Arap birliği, Osmanlının Batıya yönelik fetihlerini daha da kolaylaştırmış ve hızlandırmıştı. Ancak 19. Yüzyıla girerken Batının ekonomik ve teknik üstünlüğü ele geçirmesinin yanı sıra 19. Yüzyılda yayın ve iletişim vasıtalarının gelişmesi, bu vasıtalarla Batıda ortaya çıkan kavmiyetçilik fikirleri, hürriyet ve demokrasi anlayışının Osmanlı idari ve toplum yapısını olumsuz etkilemesi, istenmeyen sonuçları da beraberinde getirdi. Bu süreçte din ve örf birinci derecede etkili oldu. Batılı devletlerin Osmanlı himayesindeki azınlıklara yönelik himaye politikaları ve propagandaları, Osmanlı azınlıklarının öncelikle özerklik ve bağımsızlık isteklerini kamçıladı. Bu politikalar ve propagandalar öncelikle ve özellikle Osmanlı idaresinde yaşayan Hıristiyan unsurlar üzerinde etkili oldu. Sırpların ve Yunanlıların milliyetçilik hareketleri ve bağımsızlık istekleri Osmanlıyı zor durumlarda bırakmakla beraber özellikle Arap milliyetçilik hareketleri ve bağımsızlık istekleri Osmanlı açısından şaşırtıcı oldu. 19. Yüzyılın sonlarına doğru her ne kadar Osmanlı idaresi bir Türk-Arap birlikteliğini ayakta tutmaya çalışsa da öncelikle Suriye, Lübnan ve Mısır’da yoğun bulunan Hıristiyan Arap aydınlarının ve yazarlarının Batının da teşvik ve etkisiyle Arap milliyetçiliği ve ayrılıkçılığı fikirlerini filizlendirmeleri, Osmanlı idaresine karşı organize hareketleri tahrik etmeleri Osmanlının parçalanma sürecini hızlandırdı. Batılı devletlerin destek ve vaatlerine kanan Müslüman ve Gayrimüslim ayrılıkçı grupların birlikte hareket etmeleri, özellikle Batılı devletlerin çıkarlarına hizmet etti. Osmanlı Devletinin parçalanması sonucu özellikle Araplar, kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmediğine şahit oldular ve işgalci Batı devletlerinin manda idaresi altına düşerek hürriyet ve bağımsızlık mücadelesine giriştiler. Bu durum, özellikle Araplar açısından tarihi bir tecrübe oldu. Türk-Arap birlikteliğinin getirdikleri ve götürdükleri üzerine yapılan tartışmalar ve araştırmalar, günümüze değin devam etti. Bu çalışmada, 19. Yüzyılda Osmanlıya karşı oluşan Arap ayrılıkçı hareketlerinin başlaması, gelişmesi ve Osmanlıya etkilerinin yanı sıra; I. Dünya Savaşı sonucu beklemedikleri bir şekilde Batı işgalci devletlerinin manda idaresine düşen Arapların, bu sefer Batıya karşı verdikleri Bağımsızlık ve hakimiyet mücadelesi genel hatlarıyla ele alınmaktadır. Bununla beraber, yakın geçmişten çıkarılabilecek tarihi dersler ve tecrübelerle, Türk-Arap ilişkilerinin geleceğine yönelik düşünceler ileri sürülmektedir.

  26 - 48

  Arap Milliyetçiliği, Ayrılıkçı hareketler, Arap bağımsızlık mücadelesi, Türk-Arap İlişkileri

 

  İndir

  İbrahim ORGAN, Doç. Dr., Pamukkale Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Maliye Bölümü, Doğan BOZDOĞAN, Arş. Gör., Gaziosmanpaşa Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Maliye Bölümü

 

Türkiye’de Opsiyon Sözleşmelerinin Kullanım Alanı Ve Vergilendirilmesi

Faiz oranları, mal fiyatları ve döviz kurlarındaki gelişmeler alternatif finansal ürünlere olan ihtiyacı arttırmıştır. Bu ihtiyacın bir sonucu olarak türev piyasaların geliştirilmesine çalışılmış ve bunun için bir takım düzenlemelere gidilmiştir. Bu düzenlemeler yasal ve vergisel olarak yapılmıştır. Türkiye’nin türev piyasalarla tanışması 1980’li yıllara dayanmaktadır. Türev piyasalar içerisinde opsiyon sözleşmeleri, forward sözleşmeleri, swap sözleşmeleri ve future sözleşmeler yer almaktadır. Türev ürünler içerisinde yer alan opsiyon sözleşmeleri, satın alan tarafa herhangi bir ürünün fiyatını bugünden sabitlemek koşulu ile bu ürünü ileri bir vadede satın alma yada satma hakkını veren anlaşmadır. Sık kullanılan bir türev üründür. Türkiye’de gerek opsiyon sözleşmesine gerekse de diğer türev ürünlere yönelik yasal ve vergisel düzenlemelerde bir takım eksiklikler dikkat çekmektedir. Bu çalışmada, Türkiye’de opsiyon sözleşmelerinin vergilendirilmesi ve kullanım alanının genişletilmesine yönelik bilgilere yer verilecek ve mevcut vergi sistemindeki eksiklikler ortaya konularak çözüm önerilerinde bulunulacaktır.

  49 - 63

  Türev Ürünler, Opsiyon Sözleşmeleri, Vergilendirme, Türkiye

 

  İndir

  Arzu GÜRDOĞAN, Öğr.Gör.Dr., Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Ortaca Meslek Yüksekokulu

 

Mobbing Kavramının Birey Ve Örgüt Açısından Önemi

Küreselleşme ve rekabet; bilgi, iletişim ve üretim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler; yeni oluşan pazarlara girebilme ve mevcut pazarlarda büyüyebilme çabası; tüketicilerin bilinçlenmesi, istek ve ihtiyaçlarının değişmesi; toplam kalite kavramının gelişmesi ile çalışanların yönetime katılma ve daha demokratik yönetilme istekleri söz konusu bu değişmelerin nedenleri olarak gösterilmektedir. 1960’lı yıllarda, başlangıcında çıkar çatışmalarının olduğu sanılan, işyerinde olası bir rakip olarak düşünülen bireylere yönelik sistematik bir şekilde uygulanan psikolojik şiddet davranışlarını içeren yeni bir olgunun varlığından söz edilmeye başlanmıştır. Bu olgu işyerinde “Psikolojik şiddet (Mobbing)” olarak adlandırılmıştır. Sektörel bazda yapılan araştırmalarda, psikolojik şiddet olaylarının en çok sağlık, üniversiteler ve gönüllü kuruluşlarda ortaya çıktığı görülmektedir. Bu çalışmanın amacı, mobbing’in birey ve örgüt açısından ne anlama geldiği ve nasıl algılandığını ortaya koymaktır. Bu amaçla, yapılmış olan çalışmalardan yola çıkarak bir literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Yapılan literatür taraması sonucunda elde edilen bulgular, kurumlarda mobbing olgusunun geçmişten beri var olduğunu, ancak bireylerin bu olgunun ne anlama geldiğini bilmedikleri ya da farkına varmadıklarından su üstüne çıkmadığını göstermektedir. İşyerinde psikolojik baskının neden olduğu psikolojik gerilimin kişilere, kurumlara ve topluma olan faturasının yüksekliği, psikolojik baskıyla mücadele etmeyi zorunlu kılmaktadır. Bunun için her tür psikolojik baskıyı (mobbing) ortadan kaldırarak, kurumları iş tatmini, çalışma barışı ve bağlılık duygularının kuvvetli olduğu sosyal yapılar haline getirmek öncelikli olarak yapılması gerekenler arasında görülebilir.

  64 - 74

  Psikolojik Şiddet (Mobbing), Yıldırma, Duygusal Taciz, Zorbalık

 

  İndir

  Halil SAVAŞ, Doç.Dr., Pamukkale Üniversitesi İ.İ.B.F

 

İşletme Bölümü İstatistik Dersini Alan Öğrencilerin Başarı Performansının Değerlendirilmesi

Öğrencilerin başarılarını etkileyen temel faktörler genel olarak; öğretim elemanı, öğrenci ve çevresel odaklı olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Bu faktörler temelinde öğrenci başarılarının ölçülmesi, değerlendirilmesi ve sonuçların analiz edilmesi bir yandan varsa yanlış uygulamaların tespit edilmesini, diğer yandan başarı performansının sürekli iyileştirilmesinin altyapısını sağlayacaktır. Öğrencinin başarı performansını detaylı olarak takip eden, değerlendiren ve analiz sonuçlarına göre yeni politikalar üreten ve bunu sürekli hale getirebilen üniversitelerin sayısının çok az olduğu dikkate alınırsa, bu tür çalışmaların önemi daha iyi anlaşılacaktır. Bu çalışmada; Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nde 2012-2013 Eğitim-Öğretim Yılı Güz döneminde İstatistik I dersini İngilizce ve Türkçe alan öğrencilerin sınav başarı performansı karşılaştırılmıştır. Öğretim dilinin öğrencinin başarı performansı üzerindeki etkisinin yanında; cinsiyet, öğrenim türü ve akademik ortalama gibi değişkenlerin ders başarı performansı üzerindeki etkisi araştırılmıştır.

  75 - 85

  Performans Ölçümü, İşletme, İstatistik, Sınav Performansı, Yabancı Dil

 

  Ali TÜRKER, Öğr. Gör., Muğla Sıktı Koçman Üniversitesi, Ortaca Meslek Yüksekokulu, İsa ÇELİK ,Yrd. Doç. Dr., Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Ortaca Meslek Yüksekokulu

 

Somut Olmayan Kültürel Miras Unsurlarının Turistik Ürün Olarak Geliştirilmesine Yönelik Alternatif Öneriler

UNESCO, 2003 yılında gerçekleştirmiş olduğu genel konferansında “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesini” imzalamıştır. Türkiye ise bu sözleşmeye 2006 yılında 5448 sayılı “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” ile dâhil olmuştur. Bu çalışmanın temel amacı somut olmayan kültürel miras unsurlarının turistik ürün olarak mevcut kullanımı üzerinde durmak ve alternatif ürün geliştirme örnekleri verebilmektir. Bu amaçla birinci bölümde kültür ve somut olmayan kültürel miras kavramları üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde ise Türkiye’nin somut olmayan kültürel miras sözleşmesine dâhil olma süreci ve Türkiye’nin SOKÜM envanteri üzerinde durulmuştur. Çalışmanın üçüncü bölümünde, turizm kavramı tanımlanmış ve dünyada ve Türkiye’de turizmin mevcut durumu hakkında bilgi verilmiştir. Bu bölümde ayrıca kültür ve turizm ilişkisine değinilmiştir. Çalışmanın sonuç bölümünde ise somut olmayan kültürel miras unsurlarının turistik ürün olarak değerlendirilmesine ilişkin örnek çözüm önerileri sunulmuştur.

  86 - 98

  Kültür, SOKÜM, Turizm, Turistik Ürün

 

  İndir

  Esin BARUTÇU, Yrd.Doç.Dr., Pamukkale Üniversitesi. İ.İ.B.F., İşletme Bölümü

 

Örgüt İçi İletişimin İş Gören Motivasyonuna Etkisi: Denizli’de Otel İşletmelerinde Bir Araştırma

Örgütlerin giderek büyümesi, rekabetin artması, teknolojik gelişmelerin hızla artması, örgüt içindeki ilişkiler zincirinin karmaşık olması örgütlerde ektin iletişimin önemini artırmıştır. Etkin iletişim sisteminin kurulması yöneticinin görevidir. Yöneticinin, astlarına iş yaptırmak için kullandığı iletişim tarzı, astları için önemlidir. İletişimde yapılan hatalar, işgörenlerin motivasyonlarının, işinden olan tatminlerinin, örgüte olan bağlılıklarının azalmasına ve morallerinin bozulmasına neden olmaktadır. Bu araştırmada Denizli ili şehir merkezi ile Pamukkale ve Karahayıt bölgesinde faaliyette bulunan otel işletmelerinde hizmet veren işgörenlerin yöneticileri ve çalışma arkadaşlarıyla olan ilişkileri incelenmiştir. Bu ilişki zincirinin işgören motivasyonunu olumlu yönde etkilediği tespit edilmiştir.

  99 - 117

  İletişim, Örgütsel iletişim, Motivasyon

 

  İndir

  Jagdish N. Sheth, University of Pennsylvania, Çev: Celalettin SERİNKAN, Doç Dr. Pamukkale Üniversitesi, İİBF İşletme

 

Güçlü Şirketlerin Yok Olmasına Neden Olan Alışkanlıklar ve Bunlardan Kaçınmanın Yolları

Üniversite profesörü Sheth, sanayinin tepesinde bulunan şirketlerin neden birden bire yok olduklarını araştırmıştır. Profesör Sheth büyük şirketlerin düşmesinin sebebi olarak büyüme saplantısı, inkâr, rekabet bağımlılığı, rekabet miyopluğu gibi sebepler olarak göstermekte ve bu tuzaklara düşmemek için değişimi önermektedir. Prof. Sheth in kitabının girişinde “ benim görüşüme göre, pek çok firma daha en baştan yıkıcı alışkanlıklarına karşın bir süreç oluştururlarsa, bu firmaları sonsuza kadar kurtaracaktır” diye yazmaktadır.

  118 - 124

 

  İndir

  Ahmet KÖÇ, Yrd. Doç. Dr. Balıkesir Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü

 

Osmanlı Taşrasında Konargöçer - Devlet İlişkisi: Ankara’da Tabanlı Türkmen Aşireti’nin İskânı

Doğu ve güneydoğu Anadolu’nun en kalabalık konar-göçer gruplarından olan Bozulus Türkmenlerinin XVI. yüzyılın sonlarından itibaren Anadolu’ya dağıldıkları bilinmektedir. Nüfus bakımından Anadolu’da birçok şehirden daha kalabalık olan Bozulus Türkmenleri Ankara, Aydın ve Karaman bölgelerine gelerek buralarda yaşamaya başlamışlardı. Bozulus’a bağlı diğer Türkmen aşiretleri gibi, Tabanlı aşireti de kendisine Ankara civarındaki verimli arazileri seçmişti. Tabanlı Türkmenleri Ankara sahasında oturmaya başlayınca Osmanlı Devleti onları çeşitli vergilerle yükümlü kılmış ve konar-göçerler de buna göre bir sosyal hayat oluşturmuşlardı. Bu çalışmada, Tabanlı aşiretinin yükümlülüklerinden hareketle onların sosyal düzenleri, mukataaları, devlete olan hizmetlerinden bahsedilecektir. Konar-göçer Tabanlı Türkmenleri ifade edilen bu yükümlülüklerini yerine getirirken bir takım sorunlarla karşılaşmışlardı. Osmanlı Devleti’nin Türkmenlerle ilgili politikaları ve Tabanlı Türkmenlerinin Ankara bölgesinde karşılaştıkları sorunlar, konar-göçerleri eşkiyâlık olaylarına yöneltmişti. Türkmenleri eşkiyâlık olaylarına götüren sebeplerin ne olduğu sorusu, Anadolu’daki diğer olayların da kaynağını oluşturduğu için önemlidir. Öte yandan Anadolu’da Türkmenler tarafından sürekli hale getirilen eşkiyâlık olayları sırasında Tabanlı Türkmen aşiretine mensup bazı gruplar, Ankara’dan kalkarak Batı Anadolu’ya göç etmişlerdi. Osmanlı Devleti bir taraftan göç eden bu grupları geri getirmeye çalışırken, bir taraftan da Ankara sahasında eşkiyâlık yapan, huzursuzluk çıkaran aşiret mensuplarını Rakka’ya sürmüştü. Çalışmada Tabanlı Türkmenlerinin yaşadığı bu tarihî süreç, arşiv belgeleri ve Ankara Şer’iyye sicillerinden hareketle ele alınacaktır.

  125 - 149

  Osmanlı Devleti, Ankara, Konar-göçer, Türkmen, Bozulus, Tabanlı

 

  İndir

  Mustafa BIYIKLI, Yrd. Doç. Dr., Dumlupınar Üniversitesi, FEF Tarih Bölümü

 

Türkiye’nin İttifak Politikası Ve Katıldığı Uluslararası Güvenlik İttifakları (1928-1938)

Yeni Türkiye, dünyayı sıkıntıya sokmaması için bütün devletlerin sorumlu olduğu dünya barışı ve bölgesel ortak barışın ve ortak güvenliğin, bütün devletlerin elbirliğiyle kurulması ve korunması gerektiğini; dış politikası, kurduğu iyi ilişkiler, iyi komşuluk, barış, dostluk ve birlik yaklaşımları yanı sıra oluşturulan Balkan Paktı, Montrö barışı ve Sadâbat Paktı örnekleriyle dünyaya gösterdi. Yeni Türkiye’nin izlediği ortak barış, ortak güvenlik ve bölge birliği politikası, Dünya’da yankı uyandırdı ve kısa zamanda Türkiye’nin dışarıda ve bölgesinde saygınlığını önemli derecede arttırdı.

  151 - 166

  Türk Dış Politikası, ortak barış, ortak güvenlik, ittifaklar

 

  İndir

  Ahmet ÇAKIR, Yrd. Doç. Dr., Harran Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, İbrahim AKSEL Yrd. Doç. Dr., Pamukkale Üniversitesi Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Masoodul HASSAN, Assista

 

KOBİ’lerin Kurumsallaşmasında KOSGEB Desteklerinin Rolü

Bu çalışmada KOBİ’ler ile ilgili temel bilgiler, kurumsallaşma kavramı, KOBİ’lerin kuramsallaşmasında genelde devlet desteklerinin özelde ise Küçük ve Orta Boy Sanayi Geliştirme Başkanlığı (KOSGEB)’nın desteklerinin KOBİ’lerin kurumsallaşmasındaki etkilerine yönelik saha araştırmasının sonuçları yer almaktadır. Araştırma kapsamında İstanbul İkitelli Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet göstermekte olan KOBİ niteliğindeki 200 işletme bulunmaktadır. Söz konusu işletmelerin 100’ü destek kullanan 100’ü ise hiç destek kullanmayan işletmelerdir. Araştırmanın verileri, söz konusu işletmelerin yöneticileri ve/veya sahip yöneticilerine yönelik olarak hazırlanan anket formu aracılığıyla yüz yüze yapılarak toplanmıştır. Araştırmada değerlendirmeye alınan anket sayısı destek alan işletme 45 ve hiç destek kullanmayan işletme 57 olmak üzere toplam olarak 102’dir. Araştırma kapsamındaki KOSGEB’den destek alan işletmeler destek almayan işletmelerden daha kurumsal olduğu; yine biçimsel yapı, kültürel güç, kurumsal sosyal sorumluluk, kurumsal çevre ve normlara uyum boyutları açısından KOSGEB desteği alan işletmeler, destek almayan işletmelerden daha kurumsal olduğu ortaya çıkmıştır.

  167 - 180

  KOBİ, Kurumsallaşma, KOSGEB

 

  İndir

  Mesut MEZKİT

 

MUASIRLAŞMA MI MODERNLEŞME Mİ? Modernizme Ram Olan Modernleşme

Bir milletin en zayıf halkası, geleceğini nasıl etkilediğini tarihte görmek; mümkündür. En güçlü anında hissedilmeyen güçsüz yanı; zayıfladığında çok ciddi kayıplara sebep olmaktadır. Gelişmiş uygarlıkları taklite başlaması kaçınılmazdır. Böyle olunca da kimliksizleşmiş gelecek inşa etmektedir. Ayakta kalmak için daima kendinden güçlüye ihtiyaç duyacaktır. Türk milleti olarak asırlar evvelinden ciddiye almadığımız Batı Uygarlığı’na son yüz elli yıldır; özellikle de son asır nasıl taklit ettiğimiz ortadadır. Bu makalede Türk milletinin Modernleşme ile Muasırlaşma arasındaki gel-gitlerini tahlil edeceğiz.

  181 - 198

  İnebahtı Mağlubiyeti, Modernizm, Muasırlaşma, Batı Uygarlığı, Türk Modenleşmesi, Vahşi Kapitalizm

 

  İndir

  Metin AKTAŞ, Assist. Professor in the Department of Business Administration, Nigde University

 

Türkiye’de ve İngiltere’de Girişim Sermayesi Finansman Modeli: Karşılaştırmalı Bir Analiz

Girişim sermayesi finansman modeli özellikle yeni fikirleri ve yeni ortaklıkları desteklediği için gelişmekte olan ülkeler için büyük bir önem arzetmektedir. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde, gelişmiş ülkeler göre işsizlik oranı çok daha yüksektir. Bu yüzden, en önemli amaçlarından birisi insanları kendi işinin sahibi yapmak olan bu finansman modelinin kullanımı ile gelişmekte olan ülkeler hem ülkelerinin kalkınmasını sağlayabilirler hem de yüksek olan işsizlik oranını düşürebilirler. Bu çalışmanın amacı, İngiltere ile karşılaştırarak girişim sermayesi finansman modelinin Türkiye’deki durumunu araştırmaktır. Bunun için, sözkonusu ülkelerdeki girişim sermayesi ile ilgili sınırlamaların durumları incelenmektedir. Bunun yanında, araştırma ve geliştirme harcamaları, yerleşik olan ve yerleşik olmayanların patent başvuruları, risk sermayesi şirketlerinin sayısı ve girişim sermayesi şirketlerinin fon kaynakları kullanılarak bu iki ülke arasında bir karşılaştırma yapılmaktadır. Çalışmanın sonucunda, azınlık hisse senedi haklarının korunmasındaki yetersizlik, devletin risk sermayesi sistemine müdahil olmaması, fon vadelerinin kısalığı, uzman danışmanlık şirketlerinin azlığı ve yeniliğe açık olmama nedenlerinden dolayı Türkiye’de risk sermayesi finansman modelinin kullanımının çok yetersiz olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

  199 - 213

  Türkiye, İngiltere, Girişim Sermayesi, Finansman Modeli

 

  İndir