• ISSN: 1308-9412 * e-ISSN: 2757-7120
  • 0(256) 214 48 21

Sayı 2

Sayı 2

  • Yayın Dönemi: 2009 - Yaz
  • Cilt: 1

Makaleler

  Rabia ÇAKI

 

Editörden

İkinci sayımızda birlikteyiz. Uluslararası hakemli dergi ölçütlerine uyum sağlayıp bilim dünyasında çığır açmak adına yoğun bir uğraş veriyoruz. ilk sayımız için olumlu ve yol gösterici tepkiler bizi daha da umutlandırdı. Bize güç verdi ve yeni fikri açılımlara zemin hazırladı. Birinci sayımızı okuyanlar, ikinci sayımızdaki değişimi fark edeceklerdir. Uluslararası misyonu bir sorumluluk olarak kabul edip ve yüklenerek dergimizi onurlandıran Hakem heyetimize yurt içi ve yurt dışından değerli bilim insanlarımız katılmıştır. İnanıyoruz ki, tozlu raflarda yerini alan dergiler gibi değil, insanlığa her alanda farklı kazanımlar sunarak yeni bir fikri keşif dergisi olacağız. Tabii ki bu amacımıza ulaşmamız toplum dinamiklerini harekete geçiren, araştıran, sorgulayan pozitif akılla gerçekleşecektir. Ve, tabi ki insan merkezli yeni bir fikri inşa edeceğiz.

 

  İndir

  Duran NEMUTLU, Fatma KARAKAYA

 

Yeni Roman

Öz

“ Yeni Roman” terimi Fransa’da 1950 yılından sonra kullanılmaya başlanmıştır. İngilizler “ Yeni Roman” yerine “Post-Modern Roman” derler. Geleneksel romandan ayrılma Marcel Proust’la, onun 1913’ te yayımladığı Du Côté De Chez Swann ( Swann’ların Semtinden ) romanı ile başlar. 1957’de Michel Butor’un yayımladığı La Modification ( Değişim ) romanı ile zirve yapar. 1916 yılında Romanya asıllı şair ve yazar Tristan Tzara Fransa’da Dadaizm edebiyat ekolünü kurmuştur. Dadaizm kendinden önceki tüm roman türlerini reddeder .. 1924’te André Breton’un Sürrealizm’in manifestosunu yazması ve Louis Aragon’un da imzalaması ile birlikte Dadaizm’e son verilmiş ve Sürrealizm okulu resmen kurulmuştur. 1939 yılında J.P. Sartre Varoluşçuluk ( Existentialisme= Ekzistansiyalizm) edebiyat okulunun teorisini yazmıştır. Böylece Sürrealizm dönemi tamamen kapanmış varoluşçuluk başlamıştır. 1938’de J.P. Sartre’ın yazdığı Bulantı ( La Nausée) ve 1942’de A. Camus’nün yazdığı Yabancı ( L’Étranger ) romanları Ekzistansiyalizm’e ( Varoluşçuluk) en iyi örnek iki romandır. 1953’te A. Robbe-Grillet’nin yazdığı Silgiler ( Les Gommes) ve 1957’de M. Butor’un yazdığı Değişim ( La Modification) romanları Yeni Roman türünün örnek romanlarıdır. Yeni Roman’da konu bütünlüğü ve olay zinciri aranmaz, Yeni Roman parçacıkların romanıdır. Yeni Roman’ın başlaması ile geleneksel roman tamamen terk edilmemiştir. Geleneksel roman türünde yazmaya devam eden yazarlar olmakla beraber, egemenlik Yeni Roman türünde yazanların olmuştur.

  8 - 20

  Yeni roman, Dadaizm, Sürrealizm, Ekzistansiyalizm ( Varoluşçuluk)

 

  İndir

  Süleyman Faruk GÖNCÜOĞLU

 

Seyahatnamelerde İstanbul

Öz

İstanbul üzerine gerçekleştirilen seyahat ve seyahatnamelerden bahsedildiğinde ilk akla gelen Batılı Seyyahlar ve onların gözlemlerini içeren eserleridir. Aslında bu yanlış izlenim, bir şekilde zihinlerimize yer etmiştir. Son dönem İstanbul meraklıları olarak nedense İstanbul'u ve geçmişindeki renklerini görebilmek için sadece Batılı seyyahların seyahatnamelerini temel almaya odaklanmış bulunmaktayız. İstanbul hakkında ilk bilgi veren seyahatnamelere baktığımızda; bu örneklerden ilki, 14. yüzyılda (miladi 1332-1334) kaleme alınmış olan, İbni Batuta'nın Seyahatnamesi'dir. Roma döneminde İstanbul'a elçi veya gözlemci olarak gönderilmiş, Arap gezginlerin notları da bir seyahatname niteliğinde olup, zengin bilgiler içermektedir. 9. yüzyıl sonu, 10. yüzyıl başlarında yaşamış olan ve dönemin İstanbul'unu gören Harun İbni Yahya, büyük sarayın korumasını yapan Hazarlardan bahsederken imparatorun Ayasofya'yı ziyaret töreninde; tören alaylarında ellerinde mızrak ve altın yaldızlı kalkanlar olan, dilimli zırhlarla giyimli çok sayıda Türk ve Hazar gencinin bulunduğunu da belirtir.

  21 - 34

 

  İndir

  Hilmi DEMİRKAYA, Mustafa SAĞDIÇ

 

Burdur Küçük Sanayi Sitesi Çalışanlarının Mesleklerine ve Eğitimlerine İlişkin Görüşleri

Öz

Çalışmanın amacı, Burdur Küçük Sanayi Sitesi çalışanlarının mesleklerine ve eğitimlerine ilişkin görüşlerini inceleyerek sorunların belirlenmesi ve çözümü için önerilerde bulunulmasıdır. Araştırma tanımlayıcı bir araştırmadır. Araştırma Burdur Küçük Sanayi Sitesinde çalışan çırak, kalfa ve ustaları kapsamaktadır. Yapılan ön görüşmede, araştırmaya katılmak isteyen bireylerin sayısı belli olmuş ve çalışan 112 çırak, kalfa ve usta ömeklemi oluşturmuştur. Veriler, araştırmacılar tarafından geliştirilen ve uzman görüşü alınan "Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu" ile araştırmacılar tarafından, çalışan çırak, kalfa ve ustalarla yü z yüze görüşerek toplanmıştır. Ayrıca bazı sorular için, katılımcıların ifadelerinin yanı sıra, araştırmacı gözlemlerinden de yararlanılmıştır. Veriler, nitel metin içerik analizi ve SPSS (Statistical Program for Social Science) v. 15,0 paket programı ile frekans tabloları oluşturularak değerlendirilmiştir. Elde edilen bulgular, Burdur Küçük Sanayi Sitesi çalışanlarının meslek ve eğitimleri bakımından pek çok problemle karşı karşıya olduklarını ortaya çıkarmıştır.

  35 - 50

  Küçük sanayi sitesi çalışanları, meslek, eğitim, görüşme, nitel çalışma

 

  İndir

  Mesut MEZKİT

 

"Neo-Con"izmin Emperyalist Fikri

Öz

Bu makalede ABD İmparatorluğu'nun değişmez politikasının çerçevesini ve Kapitalizmin iktisadi bir anlayıştan çok sömürü amacına yönelik bir ideoloji olduğunu tahlil edeceğiz. ABD'nin değişmez kırmızı çizgilerini, liberal ve yumuşak bir politika takip edeceğini açıklayan yeni yönetimin, aslında görünüşte değişim; özde ise aynı devlet çizgisini takip ettiğini ve ABD'nin ulusal siyaset stratejisi 'Neo- Con'izmin üzerinde duracağız.

  51 - 63

 

  İndir

  Fatih GÜLDAL

 

Tarih Ders Kitapları İçerisinde Ötekileştirilen Araplar

Öz

Bu makalede Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığına bağlı liselerin birinci, ikinci ve üçüncü sınıflarında okutulan tarih ders kitaplarında Arap imajının nasıl oluşturulduğu, Arap halkının tarihine ne kadar yer verildiği ve karşılıklı ilişkilerde nasıl bir dil kullanıldığına dikkat çekilmek istenmiştir. Zaman olarak çok geniş bir dönem taranmış, cumhuriyetin ilanından günümüze kadar okutulan tarih ders kitaplarının neredeyse tamamı incelenmiştir. Bunun yanında ders kitaplarındaki bilgilerin bu iki halkın ilişkilerine olan etkisine de kısaca değinilmiştir.

  64 - 75

  Araplar, Türkler, tarih ders kitapları, ötekileştirme

 

  İndir

  Ömer GEDİK

 

3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun Çerçevesinde Görsel ve İşitsel Kitle İletişiminde Tekelleşme Yasağı

Öz


Bir ülkede hukukun üstünlüğünden ve hukuk devleti anlayışının yerleşmesinden söz edebilmek, diğer başka sebeplerle birlikte demokratik bir rejimin varlığını gerekli kılar. Gerçek demokrasinin ise çoğulculuk kavramı üzerine kurulduğu zaman oluşabileceği söylenebilir.


Çoğulcu demokrasi çeşitliliğin ve farklılığın devletin en üst kademesinden tabana doğru yayılması ya da yayılma imkânının hukuk çerçevesinde her an var olması ile mümkündür. Bir sistemin çoğulcu oluşu değişik çıkar ve düşüncelerin bağdaşmasını, dolayısıyla da sosyal ve ekonomik düzeyi farklı grupların seslerini, ortaya çıkarabilmelerini sağlar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine göre de çoğulculuk, iletmeye elverişli bilgi ve fikirlerin serbestçe hazırlanması ve kamu otoriteleri tarafından herhangi bir ön sansüre tabi tutulmaksızın biçimlendirilebilmesidir. "Avrupa Sınır Ötesi Televizyon Sözleşmesi" de görsel ve işitsel kitle iletişiminde çoğulculuğun sağlanması gereğini ön görmektedir. Oysa "tekelleşme" olgusu, düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünün ihlali olup, kitle iletişim özgürlüğünü tehdit eden ve kitle iletişim araçlarında çoğulculuğu engelleyen ve dolayısıyla kanaatlerin yansız oluşumu imkânını, ortadan kaldıran bir durumu ifade eder. Hâlbuki teknik gelişmelerle birlikte etkinlikleri gün geçtikçe artan kitle iletişim araçları kamuoyunun oluşumunda oldukça önemli bir etkiye sahiptirler. Ayrıca kitle iletişimi faaliyetinin bir kamu hizmeti olduğu göz önünde bulundurulursa, tekelleşen medya bireysel çıkarlara hizmet edecek ve bu sorumluluğundan uzaklaşacaktır.


Oysa günümüzde medya patronlarının sektör dışı alanlardaki ticari ilişkilerini arttırmaları, gazete ve televizyonlarını siyasi iktidarla olan ilişkilerinde caydırıcı bir güç olarak kullanma çabaları, tekelleşme konusunda yapılacak çalışmaların önemini bir kat daha arttırmakta ve bu konuya özgülenmiş çalışmaların gereğini ortaya koymaktadır.


Bu gerekçelerden hareketle çalışmada görsel ve işitsel kitle iletişim araçlarında tekelleşme olgusunun mevzuata nasıl yansıdığı değerlendirilecektir.


  76 - 89

 

  İndir

  Yücel Oğurlu

 

Dağıstan Halkları ve Dilleri

Öz

Kafkasya; Endonezya ve Hindistan bölgeleri gibi, dillerin yoğunlaştığı bölgelerden biridir. Bölgede bu kadar çok dilin varlığı konusunda farklı tezler ileri sürülse de, bunların içinden en önemlisi, doğal engellerin farklı dillerin oluşumuna sebep olduğudur. Hiç kuşkusuz, dağlar, derin vadiler, nehirler, bu halkaları zaman içerisinde daha az temasla farklılaştırarak yeni şive, lehçe ve dillerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Yüksek Kafkas sıradağları üzerinde, zirvelerden dağın eteklerine kadar, kimine göre 80, kimine göre 40 civarında dil konuşulmaktadır. Kafkasya'da konuşulan onlarca dilin bir kısmı Kafkas, diğer bir kısmı Türkî ve Iranî gruptandır. Bu dillerden, Türkî grup hakkında Türkiye'de bilimsel çalışmalar yapılmış olduğundan Türk dilbilim ve etnoloji literatüründe az da olsa bilinmektedirler. Bunun için çalışmamızda, göreceli olarak daha az bilinen Kafkas dil grubundan olan dillere ve Türkiye'de yeterli çalışmanın yapılmadığını düşündüğümüz bu sahaya biraz daha fazla eğildik. Bölge dillerinin durumu Türk bilim adamlarınca bazen, "girift ve karmaşık" bulunduğundan2 birçok yerli dilbilimci açısından, girilmeye cesaret de edilememektedir. Bu çalışmada da sadece Kuzey Kafkas dillerini incelemeye çalıştık. Bu girişten sonra, Dağıstan bölgesinde konuşulan diller hakkında genel bilgiler vermeyi düşünüyoruz. Bu sayımızdaki yazımıza, sık sorulan konulardan birisi olan Dağıstan'daki dil meselesi ile başlıyoruz.

  90 - 112

 

  İndir

  Reiese Dünyamalıyeva

 

Azerbaycan Hukukunda Miras Hakkının Korunma Usulleri

Öz

Miras hakkı mahiyeti bakımından malvarlığı haklarından biridir. Bu sebeple miras hakkı diğer malvarlığı hakları gibi iki şekilde korunur: Bunlardan birincisi; miras hakkını mahkeme yoluyla koruma, diğeri ise mahkeme dışı yolla korumadır. Makalemizde Azerbaycan hukukunda miras hakkının kaydedilen yollarla korunması incelenmiştir.

  113 - 126

 

  İndir

  Bünyemin Gürpınar

 

Kurumsal Yönetim, Vekâlet Sorunu ve Rekabet Açısından TTK Tasarısı Madde 369 Üzerine Bir İnceleme

Öz

Anonim şirketlerde yönetim faaliyeti çoğunlukla profesyonel yöneticiler tarafından yerine getirilir. TTK, anonim şirket yönetim kurulu üyesi olarak görev yapabilmek için pay sahibi olma koşulunu getirmiş olmakla beraber, uygulamada sembolik pay sahipliğinin yeterli olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla yönetim kurulunun kurul olarak ve üyelerin bireysel olarak profesyonel yönetici niteliği, gerek sembolik pay sahipliği gerekse etkili pay sahipliği durumunda devam etmektedir. Anonim şirketlerde yönetim faaliyetleri yerine getirilirken, pay sahipleriyle yöneticiler arasında çeşitli çıkar çatışmalarının meydana gelmesi olasıdır. Bunlara "dikey çıkar çatışmaları" denmektedir. Bu çatışmanın temelinde, temsil ilişkisine dayanan yetki devrinin, çatışan çıkarlar doğrultusunda kötüye kullanılma olasılığı vardır. Buna vekâlet sorunu (agency problem)1 denmektedir.

  126 - 143

 

  İndir